Kapat

Dahilde işleme rejimi nedir? Biz de nedir? Bize zarar veriyor mu? Alternatif çalışmalarımız ne olmalıdır?

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Dahilde işleme rejimi nedir? Biz de nedir? Bize zarar veriyor mu? Alternatif çalışmalarımız ne olmalıdır?

“Ekin ekmediğin yurt senin değildir. Kılıç yurt alır, ekin yurt tutar”

Selçuk Şağban

Dahilde İşleme Rejimi, ihracat yapan firmalar tarafından ihraç ürünlerini üretmek için gerekli olan ve ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi hammadde ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren ve ülkemizde yaklaşık 25 yıldır uygulanan bir ihracatı teşvik sistemidir.

Dahilde İşleme Rejimi, yurt içinde dünya fiyatlarından temin edilemeyen, hiç temin edilemeyen ya da üretimi yetersiz olan, yeterli kalitede bulunmayan malzemelerin; gümrük muafiyetli olarak yurt dışından getirilmesine olanak sağlayarak girdi maliyetlerini azaltmak suretiyle ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek amacıyla oluşturulmuştur.

Buraya kadar kulağa hoş gelen bu sistemin dünyada da uygulamaları var; oluşturulan bu sistemin ülkemizdeki son durumuna bakalım:


1- En önemli sorun ihracatımızı ithalata bağımlı hale getirdik; kriz dönemlerinde, salgın hastalıklarda üretimimiz nerede ise durma noktasına geliyor.  Tembellik diz boyu ana ürünün, tüm hammaddesini dışarıdan almaktan başka; içeride ikame ürünü uygun fiyata üretmek için hemen hemen hiçbir şey yapılmıyor.


2 - Eski adı ile Ekonomi, yeni adı ile Ticaret Bakanlığı 2017 – 2019 yıllarını kapsayacak uzun süredir yapılmayan ayrıntılı bir girdi tedarik stratejisi eylem planı hazırladı. Plan kısa ve orta vadede girdi tedarik stratejilerinin geliştirilerek sektörlere yönelik verimli yerli ve milli bir üretim stratejisi ortaya koydu; içerik anlamında bence son yıllarda hazırlanmış sayılı güzel çalışmalardan ancak ne oldu dersiniz! bu rapor bir kaç toplantı haricinde maalesef uygulamaya geçirilemedi. Bürokrasinin tozlu raflarında yerini aldı.

3- Süreç boyunca dahilde işlem rejimi işlemlerinin firmalar tarafından sıklıkla istismar edildiğini, firma veya firmanın yan sanayici denetimlerinde stoklarda ithal hammadde veya işlenmiş ürünlere sıklıkla rastlanmamaktadır. Bu konu başta olmak üzere firmaların her türlü boşluğu değerlendirdiği her ortamda dile getirilir. Peki bir bakalım gerçekten istismar ediliyor mu? Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılı itibari ile Bakanlık tarafından 40.000’in üzerinde firma ve şahsa; 80.000 ceza kesilmesinden rahatlıkla bir istismar olduğunu anlayabiliyoruz.

 

4- Rejim kapsamında en çok gündeme gelen bir konu “Eşdeğer eşya uygulamasına” baktığımızda; örneğin Ukrayna buğdayının, Türk buğdayı ile ikamesi haline (ki sektör temsilcileri kesinlikle aynı kalitede olmadığını ifade ediyorlar), vergi kaybı doğması şeklinde bakar isek bu süreci çalıştırarak vergi kaybına neden olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

5- Tarımsal hammaddenin yurt dışından temini yoluna gidilmesinin temel nedeni; makuz kaderimiz olan ve bir türlü bir yol alamadığımız “markalaşma” da gizlidir. Marka gücü zayıf firmaların çok cüzzi para kazanmalarından başka bu uygulamanın olumlu bir tarafı bulunmamaktadır.

6- Dahilde işleme rejimi düzenlemelerinde yer verilen “Ayniyat tespiti yapılabilmesi kriteri” gerçekte ne kadar uygulanabilmektedir!

7- Sürekli eklenen geçici maddelerle, firmalara sağlanan ekstra süre uzatımı, muafiyetler, rejime olan güveni ve bakışı etkiliyor mu diye düşünmeden de maalesef geçilmiyor!

8- İhracatı artıracağız diye, istisna tanınmayan, mücbir nedene bağlanmayan nerede ise konu kalmadı ama biz hala aynı yanlışlarda ısrar ediyoruz.

9- Teşviklerin etki analizine ilişkin bugüne kadar matematiksel/elle tutulur; kamunun görüşüne ve yorumlarına açılan hiçbir çalısma yapılamamış olması da ayrı bir eksikliktir.

10- Dahilde işleme kullanım oranı dünyada en yüksek olan ülkelerden biri olduğumuzu da buraya işlemek istedim.

Burada şu önemli ayrıntıyı özellikle vurgulamak isterim; bu rejim ilk ortaya konulduğunda katma değeri yüksek mallara yöneleceğiz sloganı ile yola çıkılmasına rağmen son 20 yılda dahilde işleme izin belgelerinde döviz kullanım oranı %45’lerden; %70’lere çıktı. Katma değer oranı her geçen gün azalmaya devam etmektedir.

Bu maddeleri uzatmak ve detaylandırmak mümkün, burada özen gösterilmesi gereken en önemli konu bu sistemin etki analizinin yapılması, katma değerlerinin gerçek anlamda ortaya konması, girdi tedarik stratejilerini hayata geçirerek özellikle yeni dönemde ne kadar değerli olduğu anlaşılan tarım sektörümüz başta yurt içi üretimin bu çalışmalar doğrultusunda yeniden planlanması artık bir gereklilik haline gelmiştir. Kısa vadeli çözümlerin ve tedbirlerin hatta kesilen cezaların amaca giden yolda bir etkisinin olmadığı aşikardır. Takım çalışması yaparak uzun koşabiliriz.

“Ekin ekmediğin yurt senin değildir. Kılıç yurt alır, ekin yurt tutar”

Stratejileri ortaya koyalım, herkes fedakarlığını yapsın; özümüze dönelim, kendimize gelelim.

Mümkün oldukça evde kalın, sağlıkla kalın…

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?