Kapat

“Dunning Kruger Sendromu ve plaza kapısının kifayetsiz muhterisleri”

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 “Dunning Kruger Sendromu ve plaza kapısının kifayetsiz muhterisleri”

Yazıma bir dize ve bir de kelam-ı kibar ile başlamak istiyorum; “Mensubiyet, mesuliyeti yaratır. Mesuliyette insanı söyletir. Söyleyemezseniz mahcubiyet yaratır.” “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Selçuk Şağban

Ülkemizde; şu an mesuliyetini yerine getiremeyen birçok mahcup; yaşanan olaylara rağmen; korkularının esir aldığı kifayetsizler ve tüm bunlara ilaveten susan sözde cesurlar; en sıkıntılı olanları ise sorunların kaynaklarını çok iyi bilip söylemeyen veya söyleyemeyen bir grup bulunmasıdır.

İşte son gruba ben “plaza kapısının kifayetsiz muhterisleri” diyorum.

Bu kifayetsiz muhterisler; bu ülke için en büyük tehlike olmuşlar ve sayıları da her geçen gün artmaktadır. Bu arkadaşlar bulundukları yerlerde rahattırlar; genellikle liyakat veya kendi çabaları ile orada bulunmadıkları için bulundukları yerleri her an kaybedeceklerini bilir ve sistemde gördükleri açıkları bilseler bile çözüm yaratma konusunda telkinde bulunmazlar; çünkü sorun devam ettikçe var olacaklardır. Herkese hakem olarak kendilerini kabul ettiren bu cahil cesaretliler herkese eşit mesafede durmaya özen gösterir ve çözüme giden her yolu da tıkarlar. Tespit koyarlar; çözüm üretemezler; üretene de engel olmaktan bir şekilde geri kalmazlar. Bu durumun en büyük nedeni menfaatleri, geçmişten gelen sıkıntıları ve toplum içinde hak etmeden geldikleri pozisyonları kaybetme korkusudur. Sadece konuşur, bir şey üretmezler. İsteseler de üretemezler! Bunları en güzel özetleyen Dunning- Kruger Sendromu (Etkisi)’dur. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere; vasıfsız ve bunu bilmeyen kifayetsizler iş başında iken kendi yetersizliklerini algılayamadıklarından, şişirilmiş özgüvenleri ile hareket ediyorlar.

Bunların dile getiremediği (akıl edemediği) birkaç önemli hususun altını çizmek istiyorum; öncelikle dünyada 5 trilyon dolar sıfır veya negatif faiz veren ülkelere yönelmiş; yine 5 trilyon dolar ise istikamet aramaktadır. Şimdi diyeceksiniz ki negatif faize kim para koyar? Para kendini güvende hissetmek ister; isterseniz para kadar faiz verin; para size gelmez; paranın istediği ortamlar vardır. Faizleri düşürdük daha fazla düşmesi yönünde ısrar geldi, tekrar düşürdük ama piyasa duyarsızlaşmış; Geçen sene Ağustos ve Eylül aylarında enflasyon çok yüksek çıktı sonrasında faizin inmesi ve baz etkisi ile daha da aşağı geldi enflasyon; ama bu geçici bir iyileşme olarak ülkemize yansıdı, izleyip devamını birlikte göreceğiz.

Ülkemizde aşağıdaki şartlar sağlanmadan; gerekli tedbirler alınmadan ileriyi görmemiz mümkün değildir; Yapılacak yatırım ve üretim planlamalarının bu temel üzerine inşaa edilmesi artık bir gereklilikten ötedir:

  1. Öngörülebilir bir güven ortamı yaratılmalıdır.
  2. Siyasi istikrar bu ülkenin artık aşması gereken bir konudur.
  3. Hukuk güvenliği ihdas edilmeli; yargı reformu toplumun tüm kesimlerini adaletli bir şekilde kapsayacak şekilde yapılmalıdır.
  4. Mülkiyet güvenliği mutlak suretle tesis edilmelidir.
  5. Sermaye kontrolü en dar kapsamda bile uygulanmamalı, yabancı yatırımcının ülkeye bakış açısı değiştirilmemelidir.
  6. Teori kitaplarında yüzde 5 düzeyinde öngörülen ve sürdürülebilirliği sağlanan enflasyona fiyat istikrarı denir; fiyat istikrarı ancak tam bağımsız bir merkez bankası aracılığı ile sağlanabilir.
  7. Liyakat esaslı yöneticilerin, siyaset bağımsız iş başına getirilmesi için toplumsal mutabakat sağlanması; din, dil, ırk ayrımı yapılmadan işin ehline verilmesi ertelenmemelidir.
  8. Eğitim sistemi, devlet eliyle yapılmalı; apartman dairesi üniversiteleri kapatılmalıdır.
  9. Ülkemizin şu an en önemli dinamosu ihracattır. İhracatın başındaki tüm yöneticiler, sivil toplum örgütü başkanları ve yönetimi başta olmak üzere; liyakatli ve ehil insanlardan seçilmeli; anı kurtaran açıklamalar ve çalışmalar yaparak; bizleri gerçekler ile yüzleşmekten uzaklaştırmamalı, bu iş dünyada nasıl yapılıyorsa öyle hareket etmelidirler. Yeni dönem gerçek beklentileri ortaya koyarak bunun halk üzerindeki algısını yönetme becerisi gösterecek ülkelerin ve yöneticilerin dönemi olacaktır.
  10. Gerçeklerden kaçarak değil gerçekler ile yüzleşip bedelini “toplumun desteğini de alacak ortamı yaratıp” ödeyerek ilerlemeliyiz. Geçmişe sünger çekerken derdine katlanmadan kendimize gelemeyiz.

Çevrenizde bulunan plaza kapısının kifayetsiz muhterislerinden uzak durarak haftaya başlayabilirsiniz.

Keyifli ve güzel bir hafta olsun.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?