Akbaşlı :Çarşamba Bölgesi, dünya fındık ortalamasını aşıyor!”

Karadeniz Ekonomi programında Murat Gürsoy’un moderatörlüğünde fındık sektörünün güncel durumu konuşuldu. Özer Akbaşlı ve ekonomist Köksal Gürel, fiyatlar, verimlilik ve uluslararası rekabeti ele aldı.

info@karadenizekonomi.com / 16.03.2026

Akbaşlı :Çarşamba Bölgesi, dünya fındık ortalamasını aşıyor!”

Dolar ve fiyat ilişkisi, üretici maliyetleri, verim farkları tartışıldı. Akbaşlı, “Türkiye’de fındık üreticilerinin %88’i sosyolojik üretici. Küçük bahçelerde üretim, sosyal yaşam için yapılıyor. Çarşamba’da birçok üretici dekarda 400-500 kilo alıyor, maliyetler diğer ülkelere göre daha düşük” dedi. Gürel, Türkiye’nin 740 bin hektarlık üretim alanıyla dünya lideri olduğunu, Şili ve ABD gibi ülkelerin alan olarak geride kaldığını belirtti.

Sektörde verim artırımı, kooperatifleşme, devlet destekleri ve rekabetçi politikaların önemine vurgu yapıldı. Akbaşlı, “Büyük alıcılar alternatif pazarlara yönelse de Türk fındığı kalitesi nedeniyle her zaman talep görecektir” ifadelerini kullandı. Gürel de Karadeniz İhracatçı Birlikleri’nin Çin, Hindistan ve BAE gibi yeni pazarlara yönelik çalışmalarla ihracatı artırmayı hedeflediğini söyledi.Fındık sektöründe verimlilik, maliyet ve global rekabetin geleceği konuşuldu, üretici ve ekonomist görüşleri sektörde yol haritası tartışmalarına ışık tuttu:

 

 

Murat Gürsoy: Özer Bey, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Özer Akbaşlı: Giresun’luyum ve 45 yıldır ailemle birlikte fındık üretimi yapıyorum. Halen Giresun merkezde 100 dekar, Samsun Bafra’da ise Türkiye’nin ilk modern fındık bahçesinde koordinatörlük yapıyorum. Tarımın içindeyim ve uzun yıllardır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev aldım.

 

Murat Gürsoy: Köksal Bey, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Köksal Gürel: Ben Giresun Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü öğretim görevlisiyim. Yaklaşık 13 yıldır Giresun Üniversitesi’nde akademik faaliyetler yürütüyorum. Daha öncesinde, 2003-2013 yılları arasında Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nde dış ticaret uzmanı olarak görev aldım.

 

Murat Gürsoy: Hocam, 2026 yılı fındık sektörü itibarıyla son durumu özetleyebilir misiniz?

Köksal Gürel: 2025-26 sezonu 1 Eylül’de başladı, hasat Ağustos’ta tamamlandı. Fiyatlar dalgalı; Eylül’de zirve yaptı, ardından hızlı bir düşüş yaşandı. Türkiye düşük hasat verdi ama diğer ülkelerdeki yüksek üretim ve talep dalgalanmaları piyasayı etkiliyor. Mart-Nisan aylarında fiyatların düşüş trendini sürdürebileceğini öngörüyoruz.

 

Murat Gürsoy: Fiyatlarda ciddi bir değişim var mı?

Köksal Gürel: Eylül ortasında kilogram fiyatı 720 TL’ye yükseldi (yaklaşık 18 dolar). Şubat itibariyle 550 TL’nin altına düştü (13,5 dolara). Önümüzdeki aylarda piyasa, arz-talep ve iklim koşullarına bağlı olarak dalgalanmaya devam edecek.

 

Murat Gürsoy: Özer Bey, ihracatta durum nasıl?

Özer Akbaşlı: 2025-26 sezonunda Türkiye fındık ihracatı 92.978 ton ve yaklaşık 1,1 milyar dolar gelir sağladı. Önceki yıla göre miktar yarıya düştü ama fiyat artışı sayesinde gelir neredeyse aynı kaldı. Bu da kilogram başına fiyatın ciddi şekilde yükseldiğini gösteriyor.

 

Murat Gürsoy: Serbest piyasa ve döviz kurunun etkisi nedir?

Özer Akbaşlı: Bugün serbest piyasa kuru 44 TL, ekonomistlerin kur tahmini 86 TL. Kurun etkisi olmasa, kilogram başına 7 dolar olan fındık bugün 14 dolar civarında olurdu. Fiyatlar sadece üretim ve ihracata bağlı değil, döviz kuru ve ekonomik koşullar da belirleyici.

 

Murat Gürsoy: Türkiye fındığı uluslararası rekabette nasıl bir konumda?

Özer Akbaşlı: Türkiye fındığı kalite ve aromada eşsiz. Şili veya Oregon’un üretimi yıllar alıyor, bizim bölgelerimiz ise verimlilik ve maliyet avantajına sahip. Çarşamba’da bazı üreticiler dünya ortalamasının üzerinde üretim yapabiliyor.

 

Murat Gürsoy: Maliyet farklılıkları ciddi mi?

Özer Akbaşlı: Örneğin, Giresun’da bir dönüm bahçe altı temizliği 1.500 TL’ye mal olurken, Bafra’da aynı işlem 40 TL’ye yapılıyor. 10 ton fındık üretiminde Giresun’da maliyet 7,5-8 ton civarında, Bafra’da sadece 2 ton. Bu fark, tarım destekleri ve modernizasyonla azaltılmalı.

 

Murat Gürsoy: Gelecek için önerileriniz neler?

Özer Akbaşlı: Tarım teşkilatlarının destekleme modelleriyle maliyetleri düşürmek, modern ekipman ve makinelerle üretimi optimize etmek ve verimliliği yüksek bölgeleri örnek alarak ülke genelinde yaygınlaştırmak gerekiyor.

Murat Gülsoy: Köksal Hocam, son yıllarda İtalya, Şili, Oregon ve ABD’de fındık üretimi gündeme geliyor. Yaklaşık 500 bin tonluk üretim beklentisi var. Bu ülkelerde dikim alanları ne kadar ve dünya fındık sektörünü nasıl etkiler?

Köksal Gürel: Türkiye’nin 740 bin hektar üretim alanıyla kıyaslandığında, İtalya yaklaşık 100 bin hektar, Oregon’da 40 bin hektar, Şili’de 45–50 bin hektar fındık alanı var. ABD’deki üretim premium pazara hitap ediyor, Şili ise Güney Yarımkürede olduğu için hasadı Mart-Nisan’da gerçekleşiyor. Bu, dünya fındık piyasasında arzın yıl boyunca dengelenmesini sağlıyor.

 

Murat Gülsoy: Özer Bey, bu ülkelerdeki verimlilik Türkiye’ye kıyasla nasıl? Modern plantasyon verimleri pazar kaybı riski yaratır mı?

Özer Akbaşlı: 62 yaşındayım ve 40 yılı aşkın süredir sektörün içindeyim. 30 yıldır, Gürcistan, Azerbaycan, Şili ve ABD’nin fındık diktiği, Türkiye’nin kaybedeceği söylenirdi. Ama hiçbir şey olmadı. Türk fındığı hâlâ vazgeçilmez bir ürün. Büyük alıcılar başka ülkelerden tedarik etse de Türkiye pazarı her zaman değerli. Buradaki mesele kendi verimimizi artırmak ve üretici olarak kooperatifleşip birlikte hareket edebilmek.

 

Murat Gülsoy: Peki, üretici açısından en temel sorun ne?

Özer Akbaşlı: Bugün Türk fındık üreticisinin %88’i sosyolojik, %12’si ekonomik üretici. Küçük bahçelerde, ailece yapılan üretim, Türkiye’ye bir avantaj sağlıyor. Ekonomik üretici maliyetleriyle sosyal üretici maliyetleri farklı. Ayrıca genç nüfus tarımda az, 62 yaş ortalamasıyla sürdürülebilirlik riski var. Ama sosyolojik üreticiler küçük alanlarda fındığı ayakta tutuyor.

 

Murat Gülsoy: Yeni bir fındık yasasına veya rekabetçi politikalara ihtiyaç var mı?

Özer Akbaşlı: Kesinlikle var. Destekler, verimlilik, çeşitlilik, ıslah, küçük kooperatifler, pazarlama, fuar ve ulaşım destekleri gerekiyor. Şu anda fındığın %60’ı natürel, %15–20’si füre olarak ihraç ediliyor. Çeşitlendirme ve modern plantasyonların yaygınlaştırılması şart.

 

Murat Gülsoy: Köksal Hocam, Türk fındığı için tehditler söz konusu mu?

Köksal Gürel: Hayır, Gürcistan, Azerbaycan, Şili, Oregon veya İtalya Türk fındığı için tehdit değil. Türk fındığı üretimi, ticareti ve ihracatı güçlü. Yapmamız gereken verim sorununu çözmek, ağaçları yenilemek ve devlet desteğiyle uzun vadeli projeleri hayata geçirmek. Kahverengi kokarca gibi dönemsel sorunlar geçici.

 

Murat Gülsoy: Peki, diğer ülkelerdeki maliyet avantajı bizim gücümüzü azaltır mı?

Özer Akbaşlı: Oradaki maliyetler düşük ama Türkiye’nin avantajı sosyolojik üretici ve küçük bahçeler. Örnek olarak İspanya, 3. sıradan 9. sıraya geriledi; en önemli nedeni genç nüfusun tarımı bırakması. Bizde ise sosyolojik üretici aileler bahçelere sahip çıkıyor. Tarım nüfusunu gençleştirmek şart.

 

Murat Gülsoy: Son olarak ihracat ve yeni hedef pazarlarla ilgili durum nedir?

Köksal Gürel: Karadeniz İhracatçı Birlikleri ve Giresun Ticaret Borsası uluslararası rekabeti geliştirme projeleri yürütüyor. Çin, Hindistan, BAE gibi yeni pazarlara fındık ihracatı artıyor. Türk fındığının geleceği güçlü, verim ve modernizasyonla büyümesini sürdürecek.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar