Karadeniz İhracatında Sektörlerin Karnesi: 4 Milyar Doları Aştı, Sektörler Ayrıştı

Karadeniz Bölgesi'ndeki 18 ilin ihracatı 2026'nın Ocak-Temmuz döneminde 4 milyar doları aşarken, sektörlerin performansında belirgin ayrışma yaşandı.

info@karadenizekonomi.com / 31.08.2026

Karadeniz İhracatında Sektörlerin Karnesi: 4 Milyar Doları Aştı, Sektörler Ayrıştı

Mücevher, kimya ve elektrik-elektronik ihracatta güçlü artış kaydederken; süs bitkileri, gemi-yat, tütün, tekstil ve madencilikte sert kayıplar dikkat çekti. Fındık ve mamulleri ise 1,1 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla bölgenin dış ticaretindeki ağırlığını korudu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Karadeniz'in 18 ilinde sektörlerin Ocak-Temmuz 2026 dönemindeki toplam ihracatı 4 milyar 24 milyon 233 bin dolara ulaştı. Bölgenin aylık ihracatı da ocak ayındaki 479 milyon 57 bin dolardan temmuzda 609 milyon 999 bin dolara çıkarak yüzde 27,3 arttı.Toplam ihracattaki yükselişe karşın sektör bazındaki veriler, büyümenin genele yayılmadığını ortaya koydu.

BEŞ SEKTÖRDE SERT KAYIP

Ocak-temmuz karşılaştırmasında en sert gerileme Süs Bitkileri ve Mamulleri sektöründe yaşandı. Ocakta 313 bin dolar olan ihracat temmuzda 11 bin dolara kadar gerileyerek yüzde 96,4 düştü.Gemi, Yat ve Hizmetleri sektöründe yüzde 73,2, tütünde yüzde 72,9, tekstil ve hammaddelerinde yüzde 69 gerileme kaydedildi.Bölge açısından parasal büyüklüğüyle dikkat çeken kayıp ise madencilikte yaşandı. Madencilik Ürünleri ihracatı 49,4 milyon dolardan 16,7 milyon dolara gerileyerek yüzde 66,3 düştü. Böylece sektörün aylık ihracatında ocak-temmuz karşılaştırmasına göre yaklaşık 32,7 milyon dolarlık kayıp oluştu.Yaş meyve ve sebzede yüzde 28,2, kuru meyve ve mamullerinde yüzde 25,7, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde ise yüzde 8,7 düşüş görüldü.

İHRACATIN YENİ İTİCİ GÜÇLERİ ÖNE ÇIKTI

Karadeniz ihracatında bazı sektörler ise yılın ilk yedi ayında güçlü bir ivme yakaladı. Mücevher ihracatı ocaktaki 43,9 milyon dolardan temmuzda 78,4 milyon dolara çıkarak yüzde 78,9 arttı. Sektör nisanda 108,9 milyon dolarla yılın en yüksek aylık seviyesini gördü.Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektöründe ihracat yüzde 74,1 artışla 70,7 milyon dolara ulaşırken, Elektrik ve Elektronik sektöründe yüzde 65,1'lik yükselişle 19,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.Demir ve demir dışı metallerde yüzde 47,3, makine ve aksamlarında yüzde 40,8, mobilya, kağıt ve orman ürünlerinde ise yüzde 37 artış kaydedildi.

FINDIK 1 MİLYAR DOLAR SINIRINI GEÇTİ

Bölgenin geleneksel ihracat gücü Fındık ve Mamulleri, yedi aylık dönemde 1 milyar 93 milyon 524 bin dolarlık ihracata ulaştı.Fındık ihracatı ocaktaki 88,4 milyon dolardan temmuzda 116,1 milyon dolara yükselirken, iki ay arasındaki artış yüzde 31,3 olarak gerçekleşti. Böylece fındık, Karadeniz'in toplam ihracatında en güçlü sektörlerden biri olmayı sürdürdü.

İskender'den Pazar Kaybı Uyarısı

“PAZARA GİRMEK YILLAR SÜRÜYOR, KAYBETMEK ÇOK KISA”

Karadeniz genelindeki sektör tablosunun ortaya koyduğu ayrışmayı değerlendiren sektör temsilcileri, rakamların arkasındaki maliyet, kur, finansman ve talep dinamiklerine dikkat çekti.Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Selçuk İskender, Doğu Karadeniz özelinde 2026'nın ilk yedi ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 artarak 1 milyar 92 milyon 761 bin dolara ulaştığını söyledi. İskender, ihracat miktarında yüzde 9 gerileme olmasına rağmen değer bazında yaklaşık 167,4 milyon dolarlık artış sağlanmasının birim ihraç fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandığını belirtti.

Bölge ihracatının yaklaşık yüzde 77'sini 841,5 milyon dolarla Trabzon'un tek başına gerçekleştirdiğini belirten İskender, Trabzon'da ihracatın yüzde 18, Rize'de yüzde 4, Gümüşhane'de yüzde 36 ve Artvin'de yüzde 33 arttığını kaydetti. İskender, özellikle Gümüşhane ve Artvin'deki artışın ihracat tabanının genişlemesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

FINDIK TEK BAŞINA İHRACATIN YÜZDE 52'Sİ

Doğu Karadeniz ihracatında ilk sırayı 563,2 milyon dolarla fındık ve mamullerinin aldığını belirten İskender, fındığın tek başına bölge ihracatının yaklaşık yüzde 52'sini oluşturduğunu söyledi.Fındığı 150,6 milyon dolarla madencilik ürünleri, 132,3 milyon dolarla su ürünleri ve hayvansal mamuller, 88,9 milyon dolarla yaş meyve ve sebze ve yaklaşık 29 milyon dolarla kimyevi maddeler takip etti. Bu beş sektörün toplam ihracatı 964 milyon dolara ulaşarak Doğu Karadeniz ihracatının yaklaşık yüzde 88'ini oluşturdu.İskender, fındığın bölgenin en güçlü ihraç ürünü olmayı sürdürdüğünü ancak daha dengeli ve sürdürülebilir bir ihracat yapısı için diğer sektörlerin de harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada Türk somonu başta olmak üzere su ürünleri, yaş meyve-sebze, otomotiv, yapı ve inşaat malzemeleri ile hazır giyim ve konfeksiyonu gelecek dönemin büyüme alanları arasında gösterdi.

ÜÇ TEMEL SORUN: FİNANSMAN, KUR-MALİYET VE JEOPOLİTİK RİSK

İskender'e göre ihracatçının önündeki temel sorunlar ise rakamlardaki artışın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.Bölge ihracatçısının karşı karşıya olduğu üç temel sorunu jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan güvenlik ve lojistik riskleri, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlükler ile üretim maliyetleri-döviz kuru arasındaki uyumsuzluk olarak sıralayan İskender, ticaret yollarındaki güvenlik sorunlarının artık teorik bir risk olmaktan çıktığını söyledi.İşçilik, enerji, ham madde ve taşıma giderlerinin döviz bazında yükseldiğine dikkat çeken İskender, kur artışının maliyetlerdeki yükselişin gerisinde kalmasının ihracatçının fiyat rekabetini ve kârlılığını ciddi biçimde zorladığını ifade etti. Finansmana erişimdeki güçlüğün ise firmaları yeni sipariş alma, stok tutma ve kapasite artırma konusunda daha temkinli davranmaya ittiğini kaydetti.

KREDİ MALİYETİ İHRACAT KÂRINI ERİTİYOR

Yüksek finansman maliyetlerinin özellikle düşük kâr marjıyla çalışan sektörlerde daha ağır sonuçlar yarattığını belirten İskender, ihracatçının ham madde, işçilik, enerji, üretim ve lojistik giderlerini siparişin başında karşıladığını, ihracat bedelini ise daha sonra tahsil ettiğini hatırlattı. Bu sürenin krediyle finanse edilmesi halinde yüksek faiz maliyetinin ihracattan sağlanan kazancın önemli bölümünü ortadan kaldırabildiğini söyledi.İşletme sermayesi ihtiyacının yükselmesine karşın yüksek faiz, yetersiz kredi limitleri ve teminat koşullarının finansmana erişimi sınırlandırdığını belirten İskender, firmaların daha az stokla çalışmak, sipariş seçiminde temkinli davranmak, yatırımlarını ertelemek veya faaliyetlerini öz kaynaklarıyla sürdürmek zorunda kaldığını söyledi. Bu durumun özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçıları daha fazla etkilediğine dikkat çekti.İskender, ihracatçıya uygun maliyetli, uzun vadeli ve erişilebilir finansman sağlanması gerektiğini belirterek Türk Eximbank kredileri ile reeskont kredilerinin limitlerinin artırılması ve kredi maliyetlerinin aşağı çekilmesi çağrısında bulundu.

“PAZARI KAYBETMEK ÇOK KISA SÜREBİLİR”

İhracatta pazar çeşitliliğinin önemine de dikkat çeken İskender, İtalya'nın 199,6 milyon dolarla Doğu Karadeniz'in en büyük ihracat pazarı olduğunu, Rusya'nın ise özellikle yaş meyve-sebze açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Bölgenin Avrupa'nın yanı sıra Uzak Doğu, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Afrika'da yeni alıcılara ulaşması gerektiğini söyledi.İskender, Karadeniz ihracatının önündeki en büyük fırsatın güçlü üretim altyapısının katma değerli ürünlere ve yeni pazarlara dönüştürülmesi olduğunu belirtirken, en büyük tehlikenin ise ihracatçının rekabet gücünü kalıcı olarak kaybetmesi olduğunu vurguladı.“İhracatta bir pazara girmek yıllar sürebiliyor ancak o pazarı kaybetmek çok kısa sürede gerçekleşebiliyor” diyen İskender, önümüzdeki dönemde katma değerli üretim, markalaşma ve pazar çeşitliliğinin artırılması gerektiğinin altını çizdi.

SÜS BİTKİLERİNDE YÜZDE 96'LIK DÜŞÜŞ

Karadeniz'in sektör karnesinde en sert gerilemenin yaşandığı süs bitkileri ve mamullerinde ihracat ocaktaki 313 bin dolardan temmuzda 11 bin dolara gerileyerek yüzde 96,4 düştü. Sektördeki tabloyu değerlendiren Vitaplant Şirket Sahibi Hüseyin Kangel, düşüşte mevsimselliğin yanı sıra kur ve üretim maliyetlerinin etkisine dikkat çekti.Kangel, söz konusu dönemin sektör açısından sezon dışında kalmasının düşüşte etkili olduğunu, ancak sektörün temel problemlerinin devam ettiğini belirtti. Üretim maliyetlerinin her geçen gün arttığını söyleyen Kangel, döviz kurundaki seyrin ihracatçının fiyat rekabetini zayıflattığını ifade etti.Kurun üretim maliyetlerindeki artışı karşılamaması nedeniyle Türk ürünlerinin yabancı müşteriler açısından pahalı kaldığını belirten Kangel, bunun sipariş tercihlerine doğrudan yansıdığını söyledi.Yurt dışındaki müşterilerin daha uygun fiyatlı alternatiflere yöneldiğini anlatan Kangel, Azerbaycan, Türkmenistan ve Tacikistan gibi ülkelerin Türkiye'ye karşı fiyat avantajı elde ettiğini ifade etti. Kangel, “Bizim fiyatlarımız onlara biraz pahalı gelmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu.

Sektörde talebin tamamen ortadan kalkmadığına da dikkat çeken Kangel, Covid-19 salgınının ardından yeşillik ve peyzaj ürünlerine ilginin arttığını söyledi. Ancak sektörde yükselen fiyatların bu talebin ihracata dönüşmesini zorlaştırdığını belirten Kangel, fidanlıklardaki kâr marjlarının geçmiş dönemlere göre önemli ölçüde yükseldiğine işaret etti.

MÜCEVHERDE YÜZDE 79'LUK ARTIŞIN PERDE ARKASI

Karadeniz ihracatında yükselişiyle öne çıkan sektörlerden biri ise mücevher oldu. Ocakta 43,9 milyon dolar olan ihracat temmuzda 78,4 milyon dolara çıkarak yüzde 78,9 arttı. Ancak sektör temsilcileri bu yükselişin yalnızca daha fazla ürün satıldığı şeklinde okunmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Trabzon'da faaliyet gösteren Emka Kuyumculuk Yetkilisi Coşkun Kahraman, ihracat değerindeki yükselişte altın fiyatlarındaki artışın miktar artışından daha belirleyici olduğunu söyledi. Kahraman, yurt dışı talebinin ağırlıklı olarak Arap ülkelerinden geldiğini belirtti.Altın fiyatlarının yüksek seviyesinin sektör açısından iki yönlü bir tablo oluşturduğunu ifade eden Kahraman, ihracat değerini yukarı taşıyan fiyat artışlarının diğer taraftan nihai tüketicinin alım gücünü baskıladığını söyledi. Sektörün en önemli sorunlarından birinin yüksek fiyatlar ve tüketicilerin giderek azalan alım gücü olduğunu belirten Kahraman, mücevher talebinde düşüş yaşandığını ifade etti.

JEOPOLİTİK GERİLİM ALTIN FİYATINI DESTEKLİYOR

Kahraman, önümüzdeki dönemde altın ve mücevher piyasasının seyrinde jeopolitik gelişmelerin belirleyici olacağını söyledi. İran-ABD hattındaki gelişmeler ile Rusya-Ukrayna savaşının emtia fiyatları üzerindeki etkisine dikkat çeken Kahraman, küresel gerilimlerin devam etmesi halinde altın fiyatlarında yukarı yönlü baskının sürebileceğini ifade etti.Jeopolitik tansiyonun düşmesi ve talebin zayıflaması halinde fiyatlarda geri çekilme görülebileceğini belirten Kahraman, mevcut yüksek fiyat seviyelerinin mücevher alımlarını sınırladığını vurguladı.

Gülüşan TUĞRAN

 

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar