Madende Yeni Oyun Kuruluyor
Ortadoğu başta olmak üzere dünyada artan jeopolitik gerilimler, küresel emtia piyasalarını yeniden şekillendirirken madencilik sektöründe köklü bir dönüşüm sürecini hızlandırıyor.
info@karadenizekonomi.com / 13.04.2026
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Maden Mühendisliği Bölümü akademisyenleri, yaşanan gelişmelerin geçici fiyat dalgalanmalarının ötesinde, uzun vadeli ve yapısal bir değişimin habercisi olduğunu vurguluyor.
Karadeniz Ekonomi’ye konuşan KTÜ Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerim Aydıner ile Cevher-Kömür Hazırlama ve Değerlendirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersin Yener Yazıcı, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların hem üretim hem de fiyatlama mekanizmalarını doğrudan etkilediğini belirtti.

“Geçici değil, yapısal bir dönüşüm”
Prof. Dr. Kerim Aydıner, madencilik sektöründe yaşanan değişimin geçici bir kriz değil, küresel bir yapısal dönüşüm olduğunu ifade etti. Günümüzde “kritik ve stratejik hammaddeler” olarak sınıflandırılan minerallerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güç unsuru haline geldiğini söyledi.
Aydıner, özellikle Çin’in küresel rafinasyon kapasitesindeki baskın rolüne dikkat çekerek, “Çin, dünya nadir toprak elementleri üretiminin yaklaşık yüzde 69’unu, rafinasyon kapasitesinin ise yaklaşık yüzde 90’ını kontrol etmektedir” dedi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) “Global Critical Minerals Outlook 2025” raporuna atıf yapan Aydıner, Çin’in 20 stratejik mineralin 19’unda en büyük rafinasyon kapasitesine sahip ülke olduğunu ve ortalama pazar payının yaklaşık yüzde 70 seviyelerinde bulunduğunu vurguladı.
“Tedarik zincirleri ekonomik silaha dönüşüyor”
Aydıner, kritik hammaddelerin artık kriz dönemlerinde ticari bir meta olmaktan çıkarak “ekonomik silah” olarak kullanıldığını belirtti. Kovid-19 süreci, Rusya-Ukrayna savaşı ve son dönemde ABD/İsrail-İran gerilimi gibi olayların, hammadde tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Bu gelişmelerin ABD-Çin rekabetiyle daha da görünür hale geldiğini ifade eden Aydıner, Çin’in galyum, germanyum, grafit ve nadir toprak elementleri gibi kritik hammaddelerin ihracatında önemli kısıtlamalara gittiğini hatırlattı.
Bu durumun metal fiyatlarında artışa ve üretim maliyetlerinde yükselişe yol açtığını belirten Aydıner, Avrupa Birliği ve ABD’nin kritik hammadde listelerini genişlettiğine dikkat çekti. AB’nin 2011’de 14 olan kritik mineral sayısı 2023’te 34’e çıkarken, ABD’nin listesi 2018’de 35 mineralden 2025 itibarıyla 60 minerale yükseldi.

Küresel tedarik kırılmaları piyasayı yeniden şekillendiriyor
Prof. Dr. Ersin Yener Yazıcı ise küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların emtia piyasalarında doğrudan ve kalıcı etkiler yarattığını söyledi.Kovid-19 döneminde küresel metal madenciliğinin yüzde 10-20 oranında azaldığını ve yaklaşık 117 milyar dolarlık ekonomik kayıp yaşandığını hatırlatan Yazıcı, bu sürecin tedarik zincirlerinin kırılganlığını açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.
Rusya-Ukrayna savaşı sırasında paladyum üretiminde yüzde 40 paya sahip Rusya’nın etkisiyle fiyatların rekor seviyelere ulaştığını belirten Yazıcı, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik risklerin de enerji ve emtia fiyatlarında dalgalanmalara neden olduğunu söyledi.
Yazıcı ayrıca, yalnızca madenlerin değil, üretim süreçlerinde kullanılan yan ürünlerin de stratejik hale geldiğini vurguladı. Körfez ülkelerinin küresel arzın yaklaşık yüzde 50’sini karşıladığı elementel sülfürün, gübre ve sülfürik asit üretiminde kritik rol oynadığını belirtti.
Türkiye için fırsat ve risk aynı anda
Uzmanlar, Türkiye’nin maden çeşitliliği açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak rafinasyon ve ileri işleme kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’üne sahip olduğu ve krom üretiminde dünyada ikinci sırada yer aldığı hatırlatıldı. Buna karşın lityum, alüminyum ve demir gibi stratejik minerallerde dışa bağımlılığın sürdüğü vurgulandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 tarihli “Türkiye Kritik ve Stratejik Madenler Raporu”na göre madenler üç kategoride sınıflandırıldı:
- Yüksek öneme sahip kritik madenler
- Önemli kritik madenler
- Potansiyel kritik madenler
Türkiye’nin dünya maden ticaretinde yer alan 90 mineralin yaklaşık 60’ını üretebildiği ve 2024 yılında maden ihracatının yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığı belirtildi.
“Asıl dönüşüm rafinasyon kapasitesinde”
KTÜ Maden Mühendisliği Bölümü, Türkiye’nin gelecekte rekabet avantajı elde edebilmesi için yalnızca madencilik değil, rafinasyon ve uç ürün üretim kapasitesinin de geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.Ayrıca döngüsel ekonomi ve geri dönüşümün kritik rol oynadığı ifade edilerek, elektronik atıklar ve lityum-iyon bataryaların önemli ikincil kaynaklar oluşturduğu belirtildi.Yeni yürürlüğe giren Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı’nın (2025-2028) yılda 210-350 milyar TL ekonomik katkı ve 100 bin yeni istihdam hedeflediği aktarıldı.
Çok Okunanlar
Fındık Fiyatları
Son Güncelleme : 2026-04-13 08:23
| Şehir | Levant |
|---|---|
| TMO | 200 TL |
| GİRESUN | 283,00 TL |
| ORDU | 283,50 TL |
| DÜZCE | 283,50 TL |



