20.06.2026
Yönetmen Nurgül Bayram rahatsızlanınca bilgisayara ‘’Türkiye’nin en anlamlı kadın kardiyoloğu kimdir?’’ şeklinde sormasa ‘’ Kalplere Dokunan Kadın ‘’ adını taşıyan belgesel ortaya çıkmayacakmış.
Telefon zinciri Nurgül hanımı ‘’Türkiye’nin İlk Kadın Kardiyoloji Uzmanı ‘’ Sebahat Kaymakçalan hocaya ulaştırıyor.
Hoca 98 yaşında, belleği yerinde, bir dolu kayıt yapılıyor.
Kültür Bakanlığı ‘’minnacık’’ da olsa bir maddi destek sağlıyor, yola çıkılıyor.
Bu yolun ürünü olan belgesel Ankara’da gösterime konu oldu.
Hoca, Cumhuriyet rejiyarattığı kadın-erkek eşitliği içinde, bu yeni iklim içinde aradan çıkıp yükselmiş. Yarım yüzyıl hocalık, binlerce hastaya verilmiş sağaltım, Ankara Tıp yanında, Ankara ve İzmir’de kurduğu bölümler…
Sebahat hocanın bize dersi: Bu da bu topraklardan alıp, bu topraklara geri vereceksin!
‘’Kalplere Dokunan Kadın’’ belgeselinin Tilbe Saran’ın seslandirdiği belgeselin finalini alıntılıyorum:
1925’te başlayan bir yolculuk…Bir kız çocuğu, Cumhuriyet’in ışığında cesaretle yürüdü. Bilimin peşinde, sınır tanımayan bir öncü oldu. Türkiye’nin ilk kadın kardiyoloğu… Kalp kateterizasyonunun öncüsü… Kadın doktorların yolunu açan Cumhuriyet kadını.
Nurgül Bayram’a koca bir bravo…İşin bütçesi olmasa da bir erdemi bize anımsattınız…
Aynı saatlerde Eskişehir’de 1. Uluslararası Gürer Aykal Orkestra Şefliği Yarışması var.
Yarışmanın mimarı Eskişehir Büyükşehir Belediye’si.
‘’Gürer Aykal’’ adının seçilmesinin özel bir anlamı var. Aykal, Eskişehir doğumlu. Babası Çifteler Köy Enstitüsü’nün müzik öğretmeni. Yanısıra, Cumhuriyet Türkiyesi’nde en öne çıkmış orkestra yönetmeni.
Yarışmaya dünyadan 38 genç şef başvurdu. Eleme sonucu 13’ü , finalde 4 şef kaldı. Finalistler, yeni dünya düzeninin egemenini anlatıyor: 2 Tayvan, 1 Hong Kong ve 1 Çin…
Finalde, 25. yaşına basan Eskişehir Belediyesi Senfoni Orkestrası çalıyor. Orkestra Anadolu’da bir ‘’ilk’’. Bu ilkin mimarı Yılmaz Büyükerşen. Yılmaz hoca, salona ayakta alkışlanarak giriyor. Şef Rengin Gökmen’in sözleriyle ‘’Eskişehir’in Ezeli ve Ebedi Mimarı…’’
Ve final…
Her biri birbirinden iyi 4 sanatçı. Dünyanın dört bir yanından gelmiş olan jüri Tayvan’lı Wei-Chung Chen’i ‘’ birinci’’ olarak ilan ediyor.
Aklıma düşdü: Chen, final olarak çaldığı Mozart 41. Senfoni, nam-ı diğer Jüpiter’e hazırlanırken rüyasında senfoninin şimşek gibi çakan tonları mı, yoksa Çin’in ülkesini işgal planlarını mı görüyor ?
Maestro Gürer Aykal’in söylediği gibi gerçek şu ki ‘’Çin Dünyası çalışıyor- çalışıyor, sonucunu alıyor…’’.
80 aşan genç yaşı ve tığ gibi fiziğiyle sahneye nerdeyse koşarak çıkan Aykal, Eskişehir’in vefasına değin sözleri ve ‘’Yılmaz abi ve Ayşe Başkan’’ hitaplarıyla, gönüller alıyor, bunu bilsin… İzmir’de 2024 Cumhuriyet Konseri’nde söyledikleri hepimizin kulağına ‘’küpe’’ olmalı:
-Benim burada şef olarak bulunmam, Cumhuriyet yönetiminin Diyarbakır’a yolladığı iki kulak uzmanının bana ‘Ankara konsertuvarına seçildin!’ sözlerinin ürünüdür.
‘’Cumhuriyet’’ dediğimiz erdem rejimi, kendisini yaşatanları anarak, o rejimin kökleşme düzeyini bize anlatmış olmuyor mu?
Yaşar Kemal diyor ki: Bana şöyle küçücük bir dünya…Hiç olmazsa her isteyenin aşkla şevkle onuru kırılmadan çalışacağı bir dünya verin. Böyle bir dünyamız yok mu? Öylesine kimseye karamsar demeyin. Bütün bu karanlıktan size umut ışığı göstermeye gene de savaşırım.
Not: Macaristan Başbakan Magyar, Orban’ın kullandığı Macaristan Başbakanlık Köşkünü müze yaptı,vatandaşa
açtı, Macaristan’ın demokrasiye dönüş koşusu doludizgin sürüyor.


