Büyüme baskılanan tüketimden geldi; üretim daralıyor!
Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 2,5 büyüdü. Büyümeye en yüksek katkıyı 3.4 puanla hane halkı tüketimi verirken sanayi üretimi daraldı, net dış ticaretin büyümeye negatif katkısı genişledi. Uzmanlar 2026 yılında büyümeye yönelik aşağı yönlü risklerin canlı olduğunu vurguladı.
info@karadenizekonomi.com / 2.06.2026
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,7 olan beklentilere paralel yüzde 2,5 büyüdü. İlk çeyrek büyümesinde iç tüketimin katkısı artarak devam ederken sanayide daralma yaşandı, dış ticaretin negatif katkısı derinleşti. Sanayi üç çeyrek sonra ilk kez daralma yaşarken tarımda 4 çeyreğin ardından ilk kez büyüme gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2026'nın ilk çeyreği itibariyle Türkiye ekonomisinin yıllıklandırılmış büyüklüğü cari fiyatlarla 67.5 trilyon liraya, dolar bazlı ise 1.6 milyar dolara ulaştı. Takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış çeyreklik büyüme yüzde 0,1 ile sınırlı olurken, ilk çeyrek yıllık büyümesi takvim etkisinden arındırılmış olarak ise yüzde 2,6 hesaplandı. Böylece büyümedeki yavaşlama hem yıllık hem de çeyreklik olarak 2025 üçüncü çeyreğinden bu yana sürmeye devam etti.
Daralan tek sektör sanayi
Üretim yöntemiyle hesaplamalara göre son dört çeyrektir daralan tarım sektöründe bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,6 büyüyerek 0.11 puan ile 2024'ün son çeyreğinden bu yana ilk kez büyümeye pozitif katkı sağladı. Tarım sektörü 2025 yılında yüzde 8,8 daralmıştı.
Sanayi sektörü ilk çeyrekte imalat sanayide kaydedilen yüzde 1,4'lük küçülmenin etkisiyle yıllık yüzde 0,8 daralarak büyümeyi 0.2 puan sınırlandırdı. Ve sanayi üretimi ilk çeyrekte büyümeyi sınırlandıran tek kalem olarak öne çıktı. Sanayideki düşüşu dikkat çekici hale getiren bir diğer unsur, baz etkisine rağmen bunun gerçekleşmesi oldu. 2025 birinci çeyrekte de sanayi yüzde 1,5 oranında gerilemişti. TÜİK verilerine göre diğer tüm iktisadi faaliyet kolları ilk çeyrekte artış kaydetti.
2023 depreminin ardından büyümeye sürekli artan katkısıyla öne çıkan inşaat sektörü ilk çeyrekte yüzde 3,2 büyüyerek önceki dönemlere göre ivme kaybederek büyümeye 0.2 puan katkı verdi. Ancak inşaatın büyümeye bu katkısı 2023'ün ilk çeyreğinden bu yana en düşük seviyede gerçekleşti. Tüm regülasyonlara rağmen yüzde 3,5 büyüyen finans ve sigorta sektörünün büyümeye katkısı da 0.22 puan gerçekleşti. İlk çeyrekte en yüksek artış kaydeden sektörler, yüzde 9,5 ile bilgi ve iletişim, yüzde 5,2 ile diğer hizmet faaliyetleri oldu.
Büyümeye 3.4 puanlık katkı
Ekonomik programda kontrol edilmesi öngörülen hanehalkı tüketim harcamalarındaki artış 2026 birinci çeyrekte yüzde 4,8 oranına ulaştı. Vatandaşın tüketiminin ekonomik büyümeye katkısı da 3.4 puan ile öne çıkarken kamu harcamaları da bu çeyrekte hızlandı ve yüzde 2,1 büyüyerek 0.3 puan büyümeyi yukarı taşıdı. Bir önceki çeyrekte kamu harcamalarındaki daralma büyümeyi sınırlandırmıştı. Yatırımlar yüzde 3 büyürken 0.8 puanlık katkı sağladı. Yatırımlarda makine-teçhizat yatırımları ilk çeyrekte yüzde 3 büyüdü, bir önceki yıl aynı çeyrekte yüzde 2,7’lik düşüşün etkisi yaşandı. 2025’in ilk çeyreğinde makine teçhizat yatırımları düşerken, takip eden çeyreklerde sırasıyla yüzde 9,4, yüzde 11 ve yüzde 2,8 oranında artış olmuştu. İnşaat yatırımlarımdaki artış ise 2019-2022 dönemindeki düşüşün ardından, 2022 son çeyrekte başlayan yükseliş devam etti. 2026 ilk çeyreğinde de inşaat yatırımları yüzde 3,3 oranında arttı. İhracatta yüzde 12,7 daralma büyümeyi 2.9 puan sınırladı. İthalat yüzde 2 küçülürken 0.4 puan pozitif katkı sağladı. Net dış ticaretin büyümeye negatif katkısı da ilk çeyrekte 2.5 puana çıkarak belirginleşti.
İşgücü ödemelerinin payı
İlk çeyrekte, işgücü ödemelerinin gayri safi katma değer içindeki payı, bir önceki yıl ile aynı oranda yüzde 42,7 düzeyinde gerçekleşti. Bu etki, yıl başında asgari ücret artışı ve bağlı olarak ücret artışlarından geliyor. İlerleyen çeyreklerde ödenen ücretlerin payı azalmaya, kar olarak nitelenebilecek net işletme artığı/karma gelir ise artmaya başlıyor. İlk çeyrekte net işletme artığı/karma gelirin payı yüzde 35,8 olarak gerçekleşti. Uzmanlar 2026 yılında büyüme üzerinde aşağı yönlü risklerin canlı kaldığını belirterek şubat sonu başlayan savaş ve enerji fiyatlarındaki yükselişin dış talep koşullarını olumsuz etkileyeceğini vurguladı. İçeride finansal koşulların da daha uzun süre sıkı kalacağının öngörüldüğünü dile getiren uzmanlar bunun da yıl boyunca iç talebi sınırlayabileceği görüşünde. Ve böylece 2026 yılında büyümenin 2025 yılının biraz altında gerçekleşmesi mümkün olabilir.
Yılmaz: OVP hedeflerinde aşağı yönlü risk var
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz büyüme oranını değerlendirdiği yazılı açıklamasında jeopolitik gerilim ve küresel ekonomideki krizlere rağmen 23 çeyreklik büyüme ve bu dönem için mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış yüzde 0,1 oranındaki büyümeyi iktisadi faaliyetteki dirençli seyir olarak yorumladı. Yılmaz, yazılı açıklamasında istikrar programının korunduğunu belirtirken, OVP hedeflerine göre daha düşük gerçekleşme riskine dikkati çekerek, “Son dönemdeki küresel ekonomik tahminler çerçevesinde 2026 yılının tamamında büyüme oranı açısından OVP hedeflerine yönelik aşağı yönlü riskler ortaya çıkmakla birlikte söz konusu riskler etkin biçimde yönetilmekte olup yıl genelinde büyümenin OVP hedefine yakınsayacağı beklenmektedir. Harcamalar yönünden makroekonomik kompozisyon değerlendirildiğinde nihai yurt içi talebin iktisadi faaliyetin sürükleyicisi olduğu görülmektedir" yorumunu yaptı.
Şimşek: Dezenflasyondaki yavaşlama geçici
Haniye ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yazılı açıklamasında ekonominin çoklu şoklarla karşı karşıya kaldığını belirterek buna rağmen büyüme gerçekleştiğini belirtti. Sanayideki daralmayı yorumlayan Şimşek, “İlk çeyrekte sanayi katma değeri küresel konjonktür ve takvim etkisiyle daraldı. Geçtiğimiz yıl don ve kuraklık nedeniyle önemli ölçüde düşen tarım katma değeri ilk çeyrekte yıllık yüzde 4,6 artış gösteri. Tarım sektörünün 2026'da büyümeyi desteklemesini bekliyoruz” ifadesine yer verdi. Şimşek, enflasyonla mücadeleye vurgu yaparak şu değerlendirmeyi yaptı: “Küresel talep görünümü ve yüksek emtia fiyatları nedeniyle ilk çeyrekte yıllık cari açık 39,7 milyar dolar, milli gelire oranla yüzde 2,4 oldu. Artan enerji maliyetleri dezenflasyon sürecinde geçici bir yavaşlamaya yol açsa da enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürmekte, fiyat istikrarını kalıcı şekilde sağlamak temel önceliğimiz olmaya devam etmektedir."
Bolat: Büyüme oranını yukarı taşıyacağız
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. “GSYH’nin 2026 yılı ilk çeyreğinde yüzde 2,5 oranında artarak 23 çeyrektir kesintisiz büyümeye devam etmiştir” diyen Bakan Bolat, yıllıklandırılmış GSYH’nin de 2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla 1 trilyon 639 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını aktardı. Üretimin öncü göstergesi olan İSO Türkiye İmalat PMI’ın da 2026 Mayıs ayında 49,8’e yükselerek son 26 ayın en yüksek seviyesine ulaştığını hatırlatan Bakan Bolat, “2026 yılının 2'nci çeyreğinde kaydedilen mal ve hizmet ihracatındaki önemli artışların da katkısıyla 2026 yılının kalan 9 ayında ekonomik büyümede ivmelenme beklenmektedir. Üretimde verimlilik odaklı dönüşüm ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformlarla birlikte Türkiye ekonomisinin potansiyel büyüme oranını yukarıya taşıyacağız" ifadelerini kullandı.
İş dünyasından ‘daralma’ uyarısı
Büyüme verilerini değerlendiren iş dünyası temsilcileri, ekonominin küresel belirsizliklere rağmen pozitif performansını korumasını önemli bulurken, imalat sanayindeki daralmaya ve rekabet gücü kaybına dikkat çekti. Kalıcı istikrar için üretimi ve ihracatı öncelikleyen bütünsel bir modelin şart olduğunu vurgulayan iş dünyası temsilcileri, kur ve teşvik politikalarının revize edilmesini istiyor.
Ekonominin dayanıklılığı bir kez daha tescillendi
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç: “2026 1’inci çeyrek büyüme verisi, küresel belirsizlik ortamında Türk ekonomisinin dayanıklılığını ve potansiyelini bir kez daha tescilledi. Bu süreçte özellikle doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını desteklemek ve ihracat kadar ithalatta da hedef odaklı yürümek önem taşıyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için sanayi odaklı, ihracata dayalı ekonomi modelimizi güçlendirmemiz artık bir tercih değil, öncelik. Maliye politikaları, teşvikler ve finansman olanakları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye’yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki bu darboğazı aşabileceğimize inanıyoruz.”
“Sahadaki ivme kaybını büyüme verileri teyit etti”
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç: “Yüzde 2,5’lik büyüme verisi büyümenin niteliğini ortaya koyuyor. Bizim için önemli olan ekonominin ne kadar büyüdüğü kadar, bu büyümeyi hangi sektörlerin gerçekleştirdiğidir. Talep tarafı büyümeyi yukarı çekerken, arz tarafındaki zayıflama sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle okunması gereken bir tablo ortaya koyuyor. Son dönemde ASO üyesi sanayicilerimizden, meslek komitelerimizden ve sahadan aldığımız geri bildirimler; üretim, yatırım ve ihracat tarafında ivme kaybına işaret ediyordu. TÜİK’in açıkladığı 2026 yılı 1. çeyrek büyüme verileri de sanayideki yavaşlamanın artık istatistiklere yansıdığını teyit ediyor. Bu tablo ülke ekonomisindeki büyüme devam etse bile sanayideki daralma ve rekabet gücü kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek, ihracatı ve verimlilik artışını destekleyecek politikalar önceliklendirilmelidir.”
“Hedefin altında kalsa da pozitif büyüme kıymetli”
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran: “Büyüme verileri hedefin altında kalsa da pozitif olmasını kıymetli buluyoruz. Sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve küresel belirsizliklere rağmen 23 çeyrektir büyüme önemli. Sanayi sektöründeki daralmanın ise üretim, ihracat ve istihdam üzerinde oluşturabileceği etkiler yakından izlenmesi gerekiyor. Ekonomimizin büyüme performansını koruyabilmesi ve yeniden daha güçlü bir ivme yakalayanilmesi için reel sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor. Özellikle üretim ve yatırım yapan işletmelerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak, yatırım iştahını artıracak ve işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacak düzenlemeler, büyümeye doğrudan katkı sağlayacaktır. Enflasyonla mücadele süreci devam ederken üretim kapasitesinin korunması da göz ardı edilmemeli. Enflasyonla mücadelede elde edilecek başarı, uzun vadeli ekonomik istikrar açısından büyük önem taşıyor. Ancak bu süreçte üretim gücümüzü, yatırım kapasitemizi, ihracat ve istihdam seviyemizi koruyacak adımların da eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Reel sektörün güçlü kalması, sürdürülebilir büyümenin en temel şartıdır. İş dünyası olarak üretmeye, yatırım yapmaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz.”
“Ekonomi büyüyor, amiral gemi sanayi ise daralıyor”
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz: “Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi, ekonominin direnç göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak büyüme rakamlarının detaylarına baktığımızda, sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralmış olması dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir. Sanayi yalnızca bir sektör değil, ekonominin amiral gemisidir. Üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan sanayi; ekonomideki tüm çarkların dönmesini sağlayan temel güçtür. Bu nedenle sanayide yaşanan her yavaşlama, orta ve uzun vadede büyüme performansını da doğrudan etkiler. Bugün sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor. Buna rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor.”
”Sanayiyi ve üretimi öncelikleyen bir model gerekli”
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten: “Son üç dört yıldır özellikle imalat sanayinin daraldığı bir dönemden geçiyoruz. Ayakkabı bu süreçte en fazla kan kaybeden sektörlerin başında yer alıyor. 2023’ten bu yana yüzlerce fabrikamız ve atölyemiz kapanırken, en az 100 bin istihdam kaybı yaşadık. Oysa biz sanayi üretimini ekonomik bağımsızlığın ve ulusal güvenliğin bir unsuru, her fabrikayı ülkemiz için bir kale olarak görüyoruz. Ne yazık ki ayakkabı sektörümüz son üç dört yılda yüzlerce kalesini kaybetti. Hazır giyim ve tekstil gibi birçok sektörde de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. İlk çeyrekteki yüzde 2,5’lik büyümeye sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla bizim artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Trump yönetimindeki ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Ülkemizde ise imalat sanayimiz her geçen yıl biraz daha fazla güç kaybediyor. Çin’de işletmeler yılda 330-340 gün mesai yaparken biz 240 gün çalışıyoruz. Yani bizden zaten yüzde 30-40 daha fazla çalışan bir ülkenin rekabetiyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bir an önce üretimi öncelikleyen bir modeli ortaya koymamız lazım. Ayakkabı sektörü özelinde Ticaret Bakanlığımızın aldığı önlemlerden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama gelinen aşamada çalışma mevzuatı başta olmak üzere daha bütünsel bir yaklaşımla konunun ele alınması gerekiyor.”
Çok Okunanlar
Fındık Fiyatları
Son Güncelleme : 2026-06-02 08:29
| Şehir | Levant |
|---|---|
| TMO | 200 TL |
| GİRESUN | 283,00 TL |
| ORDU | 283,50 TL |
| DÜZCE | 283,50 TL |


