Petrol, sigorta ve navlun baskısı artıyor

ABD–İran hattında artan jeopolitik gerilim ve İran’daki liman altyapılarına yönelik riskler, küresel lojistik ve taşımacılık sektörünü doğrudan etkiliyor.

info@karadenizekonomi.com / 4.02.2026

Petrol, sigorta ve navlun baskısı artıyor

Ocak ayı sonu itibarıyla küresel lojistik piyasala­rı, ABD ile İran arasında tırmanan jeopolitik gerilim ne­deniyle artan belirsizlikle karşı karşıya kaldı. Özellikle İran’daki limanlarda yaşanan patlamalar ve bölgedeki askeri hareketlilik, enerji ve deniz taşımacılığı üze­rinde ciddi bir risk algısı oluştur­du. Bu gelişmelerle birlikte Brent ve WTI petrol fiyatları dört ayın zirvesine yaklaşırken, lojistik sektöründe yakıt maliyetleri ye­niden gündemin üst sıralarına taşındı.

Her ne kadar son günlerde ABD ve İran’dan gelen diplo­masi sinyalleri petrol fiyat­larında kısa vadeli bir geri çekilmeye yol açsa da, sek­tör temsilcileri fiyatlardaki oynaklığın navlun tarifeleri­ne ve taşıma sözleşmelerine yukarı yönlü baskı yapmaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Yakıt giderleri, özellikle deniz ve kara taşımacılığında top­lam maliyetlerin en büyük kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Hürmüz Boğazı ve savaş riski sigortaları

Jeopolitik gerilimin merkezinde yer alan Hür­müz Boğazı, küresel enerji ve de­niz ticareti açısından kritik öne­mini koruyor. Boğazda yaşana­bilecek olası bir kriz ya da askeri tatbikat, yalnızca enerji arzını değil, aynı zamanda deniz taşı­macılığı sigortalarını da doğru­dan etkiliyor. Sektör kaynakları, bu tür dönemlerde ‘savaş riski’ ve ‘sabotaj’ kapsamlı sigorta prim­lerinin hızla yükseldiğini, bunun da gemi işletmecileri ve yük sa­hipleri için ek maliyet anlamına geldiğini belirtiyor.

Artan sigorta primleri, kon­teyner başına maliyetleri yük­seltirken, küresel navlun fi­yatlarında da yukarı yönlü bir eğilimi beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre bu maliyet ar­tışları, önümüzdeki dönemde tedarik zincirinin tüm halkala­rına yayılma riski taşıyor.

Küresel tedarik zincirlerinde maliyet baskısı

Son haftalarda küresel lojistik harcamalarında navlun artışları ve tedarik zincirindeki belirsiz­lik dikkat çekiyor. Enerji, taşıma ve hammadde maliyetlerindeki yükseliş beklentisi, uluslararası tedarikçilerin fiyatlama politi­kalarını da etkiliyor. Özellikle tü­ketici malları, elektronik ve tek­noloji ürünlerinde lojistik mali­yetlerinin nihai ürün fiyatlarına yansıyabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar uyarıyor: Dalgalanma sürebilir

Uzmanlara göre ABD–İran hattındaki gerilim tamamen ortadan kalkmadığı sürece petrol fiyatları, sigorta maliyetleri ve navlun ücretlerinde dalgalanma devam edecek. Türkiye gibi transit ülke konumundaki lojistik merkezleri için ise bu süreçte alternatif güzergâh planlaması, risk yönetimi ve maliyet optimizasyonu kritik önem taşıyor.

Türkiye lojistik sektörü küresel krize karşı temkinli

Küresel gelişmeler Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatını 2028’de ise 78 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. UTİKAD ve sektör temsilcileri, Türkiye’nin stratejik koridorlardaki konumunu güçlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü vurguluyor. Ancak artan yakıt fiyatları, sigorta maliyetleri ve operasyonel giderler, sektör oyuncuları üzerinde baskı yaratıyor. Lojistik firmaları, 2026’yı jeopolitik risklerin, finansman koşullarının ve maliyet yönetiminin belirleyici olacağı bir ‘denge yılı’ olarak değerlendiriyor.

2026’da planlama ve risk yönetimi öne çıkacak

Son bir haftada yaşanan gelişmeler, lojistik ve taşımacılık sektörünün jeopolitik risklere ne kadar duyarlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel enerji ve güvenlik riskleri, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden sektörü zorlamaya devam ederken, 2026 lojistikte planlama ve risk yönetiminin öne çıktığı bir dönem olmaya aday görünüyor.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar