29.10.2026

Faiz inerken petrol freni

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği adımı attı ve politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37’den yüzde 36’ya çekti.

Ocak ayından bu yana verilen aranın ardından gelen bu karar, faiz indirimlerini bekleyen işletmeler açısından önemli bir gelişme.

 

Ancak faiz kararını görmekle, o indirimin günlük hayattaki karşılığını hissetmek aynı anda olmuyor. Mevduatını yenileyecek tasarruf sahibiyle kredi kullanmak isteyen işletmenin beklentisi de birbirinden farklı.

Bana göre şimdi asıl mesele, enflasyonla mücadeleyi sürdürürken üretime ve ticarete ne kadar nefes aldırılabileceği. Üstelik bu hesabın içinde yalnızca bizim kararlarımız yok. Petrol fiyatları da önümüzdeki dönemin sınırlarını çizecek.

 

Neden Şimdi İndirim? Ekonomiyi Aşırı Soğutmamak

Merkez Bankası, karar metninde enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin teyit edildiğini ve iç talebin zayıf seyrini koruduğunu belirtiyor. Yüksek enerji fiyatlarının oluşturduğu risklere rağmen sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini de vurguluyor.

Bu kararı, enflasyonla mücadele devam ederken ekonomiyi gereğinden fazla soğutmamaya yönelik ölçülü bir adım olarak okuyorum. Çünkü yüksek finansman maliyetleri uzadıkça işletmelerin yatırım, stok ve günlük ödeme kararları da zorlaşıyor.

Enflasyondaki gerileme faiz indirimi için alan açıyor. Ancak bu alanı yalnızca politika faiziyle açıklanan yıllık enflasyon arasındaki farka bakarak değerlendiremeyiz. Önümüzdeki dönemin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları da önemli.

Dolayısıyla indirimlerin devamı mümkün olsa da bunun otomatik bir takvime bağlandığını düşünmüyorum. Enflasyon görünümü izin verdikçe ilerleyen, riskler arttığında yavaşlayan bir süreç görebiliriz.

 

İç Talep Zayıflıyor Ama Petrol Fiyatları Zorluyor

Bu kontrollü indirim sürecinin önündeki önemli dış risklerden biri petrol.

 

İçeride tüketim ve kredi talebi yavaşlarken, dışarıdan gelen enerji maliyetleri enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabiliyor. Brent petrolün geçen hafta yaklaşık yüzde 6 yükseldikten sonra yeni haftaya geri çekilmeyle başlaması da fiyatların ne kadar hareketli olduğunu gösteriyor.

Petrol yüksek seviyelerde kalırsa bunun etkisini yalnızca akaryakıt istasyonunda görmeyiz. Nakliye, tarımsal üretim ve işletmelerin maliyetleri üzerinden daha geniş bir baskı oluşabilir.

 

Bana göre işin zor tarafı tam da burada. İçeride talebi yavaşlatabilirsiniz ama küresel petrol fiyatını belirleyemezsiniz. Üretici daha az sipariş alırken bir yandan da yüksek taşıma ve enerji gideriyle karşılaşabilir.

Bu nedenle petrolün seyri, önümüzdeki faiz indirimlerinin hızını sınırlayabilecek önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek.

 

Mevduatta Düşüş Var, Kredide Gözler Yansımada

Mevduat faizlerinde düşüş son karardan önce de başlamıştı. TCMB verilerine göre 9 Ekim haftasında 1–3 ay vadeli TL mevduatın ortalama basit faizi yüzde 36,4 seviyesindeydi. Aynı dönemde KMH ve ticari kredi kartları hariç ortalama ticari kredi faizi yüzde 39 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, 22 Ekim kararının öncesine ait.

Şimdi önemli olan, yeni indirimin bankaların mevduat ve kredi tekliflerine ne hızla yansıyacağı.

Tasarruf sahibi vade sonunda hangi oranla karşılaşacağını düşünüyor. İşletme sahibi ise kullanacağı kredinin toplam maliyetine ve krediye gerçekten erişip erişemeyeceğine bakıyor.

Politika faizinin bir puan düşmesi, her işletmenin kredisinin aynı gün ve aynı ölçüde ucuzlaması demek değil. Bankaların fonlama koşulları, krediye ilişkin düzenlemeler ve işletmenin risk durumu bu süreçte etkili.

Beklentim, işletmelerin hissedeceği rahatlamanın politika faizindeki değişimden daha yavaş ilerleyebileceği yönünde. Bu yüzden yalnızca indirim haberine bakarak borçlanma planı yapmak için erken olduğunu düşünüyorum.

 

Üretici ve Tasarruf Sahibi İçin Yeni Dönem

Karadeniz’de hasat gelirlerinin değerlendirildiği, kış aylarının ödemelerinin ise öne çıktığı bir dönemdeyiz. Üreticinin ve esnafın hesabında yalnızca faiz yok. Tahsilatlar, borç vadeleri, stok ve geçim giderleri de var.

Petrol fiyatlarının maliyetler üzerindeki baskısı sürerse, faiz indiriminin sağlayacağı rahatlamanın bir bölümü artan giderler karşısında kaybolabilir.

Tasarruf sahibi açısından da mevduatın artık cazibesini tamamen kaybettiğini söylemek erken. Vade sonunda sunulan oranı, stopaj sonrası getiriyi ve kendi nakit ihtiyacını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Başka bir yatırım aracına geçerken üstlenilecek risk de bu hesabın parçası.

İşletmelerin ise faizler düşüyor diye kredilerin hızla ucuzlayacağı varsayımıyla hareket etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni borcun hangi gelirle ödeneceği, tahsilat gecikirse ne yapılacağı ve elde ne kadar nakit kalacağı hâlâ en önemli sorular.

 

Faiz indirimi elbette umut veriyor. Ben de bu adımların üretime, ticarete ve ev bütçelerine daha fazla nefes aldırmasını istiyorum. Ancak önümüzdeki dönemde rahatlamanın hızını, içeride atılan adımlar kadar dışarıdaki maliyetler de belirleyecek.

Daha düşük faizleri konuşurken işletmelerin de bu düşüşü gerçekten hissedebildiği bir döneme geçmek ümidiyle, haftaya görüşmek üzere.

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar