2.06.2026

Aklını hırsına yem etmek

Geçen sene tam da bu zamanlar, bu köşede CHP'nin 38. Kurultayı için açılan "Butlan" davasının ertelendiğine dair haberler üzerine "CHP'nin Kılıçdaroğlu Sorunsalı" başlıklı bir yazı yayımlanmıştı.

Ki; istinafa taşınan davanın Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 36. Dairesinde görülen son duruşmasında butlan kararı verildi, biliyorsunuz.

Ve fakat...

İşin ilginç tarafı, karar açıklanmadan bir gün önce CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Ben hazırım" anlamına gelecek açıklamalarıydı.

İstinaf, butlanı tedbir kararıyla alınca ortalık karıştı haliyle.

CHP'yi 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi yapan Özgür Özel ve arkadaşları, ülkeyi kuran CHP'ye kapıyı kırarak giren polis zoruyla partiden uzaklaştırıldılar.

Kılıçdaroğlu, birkaç gün bekledikten sonra önceki gün "Bayramlaşma" gerekçesiyle geldiği CHP Genel Merkezi'nin 12. katındaki genel başkanlık koltuğuna oturdu.

Kılıçdaroğlu, delegelerin oylarıyla ayrıldığı koltuğa mahkeme kararıyla otururken bir de;

"Halkın belediyesinde, yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden özür diliyorum." sözlerinin yer aldığı konuşmasında arınmadan söz ederken, aslında henüz sonuçlanmamış davalarla ilgili peşin hüküm veriyor ve yargısız infaz yapıyordu.

O bu konuşmaları yaparken bir iz ötedeki Güvenpark'ta on binlere hitap eden CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasının ardından Anıtkabir'e yürürken, peşinde mahşeri bir kalabalık oluşuyordu.

Bir tarafta mahkeme kararıyla koltuğa oturanlar olsa da Özgür Özel'in peşinden Anıtkabir'e yürüyenler, CHP'de genel başkan olarak kimi kabul edeceklerine dair tercihlerini de yapmış oluyorlardı aslında.

Bayram öncesi bu köşedeki "Hangi Kılıçdaroğlu?" başlıklı yazımda;
 "Mutlak butlan kararıyla birlikte pazar günü oluşan görüntülerin ardından zihnimde iki Kemal Kılıçdaroğlu figürü oluştu. Şimdi 'Hangi Kılıçdaroğlu?' sorusuna cevap arıyorum haliyle. Bir dönem benim de cumhurbaşkanı seçilmesiyle ülkemde toplumsal barışın yeniden tesis edileceğine inanarak desteklediğim, gençlerin 'Piro' lakabıyla, erenlerin piri, dolayısıyla 'bilge kişi' olarak tanımladığı Kılıçdaroğlu mu?" diye sormuştum.

Sahi, nasıl oluyor da bir insan kendisine bu kadar zarar verebiliyor?

O zararı kendisine verirken, bir dönem ülkeyi emanet edecek kadar güvenmiş insanları nasıl oluyor da böylesine hayal kırıklığına uğratabiliyor?

Kılıçdaroğlu'ndaki bu durum "eksen kayması" olarak izah edilir mi bilemem ama bu durum olsa olsa hırsa yenilmiş olmakla izah edilebilir diye düşünüyorum.

Rahmetli Mehmet Çebi, siyasette başarıyı yakalamak için çok çaba harcamak gerektiğini anlatır ve "Çadır mumlu, delmek zor" derdi.

Çadırı delemeyeceğini anlayanların da akıl dışı yöntemlere başvuracağını anlatırken, siyaset arenasının aklını hırsına kurban edenlerle dolu olduğunu söylerdi.

Bir insanın, özellikle de siyasetçilerin, hırsı aklının önüne geçmemelidir.

Böyle durumlarda telafisi güç sonuçlar doğar ki; CHP'de gelinen son noktayı da böyle tarif etmek mümkün elbette.

CHP'de zor bir süreç yaşanıyor.

Cephede kurulmuş, dolayısıyla Kurtuluş Savaşı'nı yönetmiş ve kazanılan o efsanevi savaşın ardından ülkeyi kurmuş bir parti olarak CHP, aklını hırsına yem edenlerin sebep olduğu bu zor süreci de aşacaktır elbette.

Dün itibarıyla, "Butlan" kararına sığınanları kurultaya zorlamak adına delegelerden imza toplanmaya başlandı.

Kurultay için "makul süre" 45 gün gibi en yakın süre mi olacak, yoksa önce "arınma" diyenler için 7-8 aylık bir sürenin geçmesi mi beklenecek bilmem ama sürenin uzaması hâlinde "atı alanın Üsküdar'ı bir daha geçmesi" çok daha kolay olacaktır. 

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar