Karadeniz’in Yeni Altını: Türk Somonu

Türkiye, Türk somonunda yeni bir ihracat eşiğine hazırlanıyor. Sektör, 2030 yılına kadar 200 bin ton üretim ve 1 milyar dolarlık ihracat hedefi koyarken, Karadeniz merkezli yatırımların Samsun ve Sinop öncülüğünde büyümesi dikkat çekiyor.

info@karadenizekonomi.com / 18.05.2026

Karadeniz’in Yeni Altını: Türk Somonu

Yakakent’te kurulacak Türkiye’nin ilk Su Ürünleri İhtisas OSB’si ise sektörde yeni dönemin en kritik adımlarından biri olarak görülüyor.

KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nadir Başçınar, 1 milyar dolarlık ihracat hedefinin ulaşılabilir olduğunu belirtirken, Karadeniz’in  kültür balıkçılığı alanında küresel ölçekte marka olma potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.Türkiye’de geçen yıl 115 bin ton somon üretildiğini, bunun yaklaşık 100 bin tonunun ihraç edilerek 520 milyon dolarlık gelir sağladığını belirten Başçınar, sektörün önümüzdeki 4-5 yılda 1 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşabileceğini söyledi.

“Karadeniz su ürünlerinde marka haline geliyor”

Karadeniz’de su ürünleri organize sanayi bölgesi kurulmasının sektör açısından kritik önemde olduğunu ifade eden Başçınar, bölgenin artık yalnızca tarım değil, deniz temelli üretimle de büyüyeceğini kaydetti.Başçınar, “Karadeniz, Türk somonunun markası olma yolunda ilerliyor. Tarımsal üretim alanları azalırken, üretim artık denizlere ve okyanuslara taşınıyor. Su ürünleri yetiştiriciliği geleceğin en önemli üretim alanlarından biri olacak” dedi.

“Karadeniz ekosistemi bu üretimi kaldırabilecek kapasitede”

Somon üretimindeki büyümenin çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başçınar, Türk somonunun aslında denizde büyütülen gökkuşağı alabalığı olduğunu vurguladı.Karadeniz’de üretimin yılın belirli dönemlerinde yapılabildiğini belirten Başçınar, “Karadeniz’de su sıcaklığı Haziran ayından sonra 20 derecenin üzerine çıkıyor. Alabalık ise doğası gereği 20 derecenin altındaki sularda yaşayabiliyor. Bu nedenle Türk somonu üretimi Kasım sonu ile Haziran sonu arasında yaklaşık 6-7 aylık bir dönemde gerçekleştiriliyor” ifadelerini kullandı.Bu durumun ekolojik açıdan önemli bir avantaj oluşturduğunu kaydeden Başçınar, yılın kalan bölümünde denizin kendini yenileme ve organik atıkları nötralize etme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

“Kirli suda alabalık yaşamaz”

Sektörün çevreyi korumak zorunda olduğuna dikkat çeken Başçınar, “Alabalık kirli suda yaşamaz, büyümez. Dolayısıyla çevreyi kirletmek sektörün kendi geleceğine zarar vermesi anlamına gelir. Karadeniz’in mevcut yapısı, kontrollü üretimle sürdürülebilir yetiştiricilik için uygun bir potansiyel taşıyor” diye konuştu.

“Norveç ile miktarda değil, kalitede ayrışıyoruz”

Türk somonunun Norveç ile üretim miktarı açısından rekabet etmesinin kısa vadede mümkün olmadığını ifade eden Başçınar, kalite ve lezzet tarafında ise Türkiye’nin önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.Norveç’in yıllık üretiminin 1,5 milyon tonu aştığını hatırlatan Başçınar, “Bizim üretim avantajımız düşük maliyet ve Karadeniz’in doğal yapısından gelen lezzet farkı. Balığın et yapısı, tuzluluğu ve tadı Türk somonunu farklılaştırıyor. Rekabetten çok kalite anlamında güçlü bir alternatif sunduğumuzu söyleyebiliriz” dedi.

Yakakent’e ilk su ürünleri ihtisas OSB’si

Öte yandan Samsun’un Yakakent ilçesinde Türkiye’nin ilk Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması planlanıyor. Yeni yatırımın, Karadeniz’de üretimden işleme sanayisine kadar geniş bir ekonomik ekosistem oluşturması bekleniyor.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar