MÜSİAD Başkanı Özdemir: Sanayide asıl sorun finansman maliyetleri değil atıl kapasite
MÜSİAD Başkanı Özdemir, sanayide finansmana erişimden önce 'doğru planlama’ya dikkat çekti, geçmişteki ucuz kredi döneminin verimlilik yerine 'atıl kapasite'yi artırdığını söyledi Burhan Özdemir, “Sorun yüksek faiz değil, arz-talep dengesi gözetilmeden yapılan yatırımlar.
info@karadenizekonomi.com / 12.05.2026
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Burhan Özdemir, ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkı para politikasına tam destek verirken, sanayicinin asıl meselesinin ‘finansmana erişim’ değil, ‘yanlış planlama ve atıl kapasite’ olduğunu vurguladı. MÜSİAD başkanlığı görevinde 1 yılı geride bırakan Özdemir, MÜSİAD Genel Merkezi’nde EKONOMİ gazetesini ağırlarken, burada ekonomik görünüme ve sanayideki yapısal sorunlara ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. Özdemir, sanayicinin en çok dert yandığı finansman maliyetleri ve sıkı para politikası konusunda oldukça net bir duruş sergilerken, geçmişteki düşük faizli kredi döneminin ‘verimlilik’ değil, ‘atıl kapasite’ yarattığı eleştirisinde bulundu.
Sıkı para politikasına devam
Sıkı para politikasına ara verilmemesi gerektiğini söyleyen Özdemir, "Sermayesini servet yapmış bir sanayici kitlesinden bahsediyoruz. Bu yapıdaki sanayicimizin ucuz kredi beklentisine ben katılmıyorum. 2010’lu yılların başındaki o ucuz krediler, belki de Türkiye’yi orta gelir tuzağına sokan bakış açısının temelidir. Para bedavayken, mortgage krizi sonrası oluşan varlık balonu hadisesiyle birlikte dünyadaki tüm merkez bankalarının verdiği o ucuz krediler neticesinde bizim sanayicimiz, bizim tüccarımız çok ucuz maliyetlerle bu paraları borçlandı. Ve ne yapmak istediği noktasında gerek kendisinin fizibilite çalışmaları eksik, gerekse de döneminde devletin yönlendirmesi yeterli olmadığından ötürü herkes kendi kafasına veya inancına göre tesis kurdu. Bugün o tesislerin bir kısmının atıl olduğunu konuşuyoruz. Samimiyetle söylüyorum; gerçek anlamda bir yönlendirme olmadan, devlet eliyle bir mekanizma işletilmeden siz bugün sanayiciye istediği parayı verin, bundan 5-10 sene sonra bambaşka bir atıl kapasite sarmalından bahsederiz. Mesele paranın kemerini gevşetmek ya da birazcık ipini salmak değil; saldığınızda ne olacağının konusu daha önemli" ifadelerini kullandı.
Planlamayı devlet yapmalı
Türkiye'nin sanayi altyapısının büyüklüğünün önemine dikkat çeken Özdemir, ancak verimlilik noktasında saha verilerinin iyi bir tablo çizmediğine işaret etti. Bu noktada MÜSİAD olarak kapsamlı bir saha çalışması yaptıklarını ve Türk sanayisinin atıl kapasite raporunu hazırlayacaklarını aktaran Özdemir, şöyle devam etti: "Bugün OSB’lerde yer bulamıyorsunuz, her yer fabrika. Bu muazzam bir başarı. Ancak sahadan aldığımız veriler ciddi bir atıl kapasiteye işaret ediyor. CNC tezgahlarını binlerce Euro’ya Avrupa'dan sipariş edip yolunu gözlediğimiz günlerden, bu tezgahların boşaldığı ve kullanılmadığı bir noktaya geldik. Bu durum sıkı para politikasından veya tek başına maliyet artışlarından kaynaklanmıyor. Asıl sebep, arz-talep dengesi gözetilmeden, keyfi kurulan tesislerden geçiyor. Öyle sektörler var ki yüzde 50 doluluğun altında çalışıyor. Biz MÜSİAD olarak bu yılın sonuna kadar gerçek saha verilerinden oluşan bir ‘Atıl Kapasite Analizi’ raporu çıkartacağız. Bizce Sanayi ve Teknoloji Bakanımız teknoloji alanında yetkin ve güçlü. Bakanlığı'nın bu noktada 'kesici' yetkilerle donatılması lazım. Sayın Bakanımıza bu yetkiler verilirse doğru bir adım olabilir. Birisi herhangi bir ürün üreteceğim dediğinde devlet ona 'Dur, burada kapasite doldu, seni şu grubun alt tedarikçisi yapalım' diyebilmeli. Devlet zoru olmadan bu tedarik zinciri kurgulanamaz. Serbest piyasa, her önüne gelenin kafasına göre iş yapabildiği bir düzen demek değildir."
Sanayide çalışana pozitif ayrımcılık
Özdemir, sanayideki en büyük yapısal tehdidin ‘erken sanayisizleşme’ olduğunu ifade ederek, iş gücünün fabrikalardan hizmet sektörüne kayışını durdurmak için pozitif ayrımcılık talep etti. Özdemir, "Diyarbakır’da, Batman'da çok enteresan örnekler var. Üretebilecek potansiyeli var, fiyatla ilgili problemi yok ama çalıştıracak adam yok. İnsanlar kurye olmayı, güvenlik görevlisi olmayı fabrikada çalışmaya tercih ediyor. Sanayide, üretimde çalışan emek-yoğun kesime pozitif ayrımcılık şart. Üretimde çalışanların maaşlarına gelir vergisi istisnası getirilebilir. Ya da çocuk yardımı, kira katkısı gibi destekler üretimde çalışanlar için yeniden düzenlenmeli. Bizzat o tezgahın başındaki çalışan için bu teşvikleri sağlamalıyız. Eğer sanayi çalışanıyla bir restoranda çalışan arasındaki konfor farkını ekonomik teşvikle kapatmazsak, bu sarmaldan kurtulamayız. Mevcut sanayimizi ayakta tutmak için bu adımları atmalıyız" diye konuştu.
Kimsede sihirli değnek yok
Özdemir, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yürütülen ekonomi programına dair tartışmalara da değindi. Programın içinde bulunulan konjonktürdeki en ideal yol olduğunu savunan Özdemir, "Ben başından bu yana uygulanan politikanın günümüz şartlarındaki en doğru ve en idealistik politika olduğunu düşünüyorum. Kurumumuz içinde fikren ayrışanlar olabilir, bu doğaldır; lakin içinde bulunduğumuz tabloyu doğru okumak lazım. 115 milyar dolarlık bir deprem yüküyle başlamış bir ekonomi yönetiminden bahsediyoruz. Tüm bu yüklere ve jeopolitik dalgalanmalara rağmen paniklemeden, rasyonel bir program uygulanıyor" şeklinde konuştu. Konuşmasında enflasyondaki katılaşmaya dikkat çeken Özdemir, "Ekonomi yönetimi enflasyonu emtiada yüzde 17’lere kadar geri çekebilmeyi başardı. Bunu yadsımamak lazım. Bugün enflasyonun hala yüksek seyretmesinin temel nedeni kira, gıda ve eğitim masraflarındaki katılaşmadır. Özellikle hizmet enflasyonu dışındaki alanlarda emtia fiyatlarının düştüğü bir yönetim söz konusu" dedi. "Kimsenin elinde sihirli değnek yok” diyen Özdemir, “Kira fiyatlarını konut arzını artırmadan, gıda fiyatlarını ise tarımsal aksiyonları tamamlamadan sadece Mehmet Şimşek’in para politikasıyla aşağı çekemezsiniz. Bu çoklu bir mücadele gerektiriyor" değerlendirmelerinde bulundu.
Seçim ekonomisi ile programın delineceğini sanmıyorum
MÜSİAD Başkanı Özdemir, olası bir seçim ekonomisine geçiş sürecinin enflasyonla mücadeleye ilişkin etkileri üzerine sorumuza, programı delecek adımların atılmasını beklemediğini söyleyerek cevap verdi. Seçim ekonomisi psikolojisiyle para politikasını delecek veya kazanımları geri götürecek bir adım atılacağını sanmadığını söyleyen Özdemir, “Eğer bir destek olacaksa bu; emekliye, kirada oturana veya üretimde çalışan işçiye yönelik bir koruma kalkanı şeklinde olmalıdır. Sanayiciye ucuz kredi sağlamak için faiz indirmek gibi pragmatik yaklaşımlar beklemiyorum" diye konuştu.
Haziran sonrası kurda gevşeme olabilir
Döviz kurunun baskılanmasına ilişkin olarak da Özdemir, bu noktada hükümetin ‘kur artışı yerine vergi indirimi’ stratejisi izlediğini belirtti. İhracatçının rekabetçilik kaybını kurumlar vergisi indirimiyle sübvanse edilmeye çalışıldığını ifade eden Özdemir, şu analizi paylaştı: "İhracatçıya yönelik son programda kurumlar vergisi üretici ihracatçı için yüzde 25’ten yüzde 9’a düşürüldü. Aradaki 11-16 puanlık farkı 100 lira üzerinden hesapladığımızda, bu ciddi bir rakamdır. İhracatçı, teklif verirken artık bu 11 puanlık avantajı maliyetinden düşebilir. Aslında devlet burada çok net bir mesaj veriyor: 'Madem rekabetçilik dert ediliyor, al ben senin kurumlar vergini almıyorum ama benden dövizi yükseltmemi bekleme. Çünkü döviz yükselirse enflasyonu dizginleyemem.' Ben bu mesajı böyle okuyorum ve doğru buluyorum." Dövizin geleceğine dair beklentilerini de paylaşan Özdemir, Haziran sonrasına işaret ederek, "Yılın ilk yarısını bir devirmek, yaz aylarındaki gıda enflasyonu baskısını bir görmek lazım. Bereketli bir yıl geçirdik, yağmur ve kar eksik olmadı. Eğer gıda ve eğitim fiyatlarındaki tablo netleşirse, enflasyon belli bir çerçeveye oturursa, yılın ikinci yarısından itibaren bir miktar döviz gevşemesi bekliyorum. Ancak bu, piyasayı ateşe verecek bir kur artışı değil, ihracatçının nefes alabileceği kontrollü bir hareket olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Reel sektörü JP Morgan’la buluşturan ilk kurum olduk
MÜSİAD bünyesindeki dev şirketler (İSO 500'deki 200'e yakın üye) için küresel finansın kapılarını bizzat açtıklarını belirten Özdemir, New York'taki JP Morgan görüşmesinin perde arkasını şöyle anlattı: "Nisan ayında Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek ile New York'ta JP Morgan'ın merkezinde bir program yaptık. Dünyanın en büyük yatırım bankasına reel sektörü oraya bizzat götüren ilk kurumuz. JP Morgan bizden savunma sanayii, tersaneler ve kimya gibi selektif sektörler istedi. Oradaki görüşmelerde 3 numaralı isimle muhatap olduk. Firmalarımıza 'Size her türlü krediyi veririz, yatırım ihtiyacı olan varsa direkt bizimle irtibata geçsin' dediler. Bu programın benzerlerini Londra’da HSBC, Frankfurt’ta Deutsche Bank ve Riyad’da PIF ile de gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Amacımız büyük şirketlerimizin döviz bazlı kredi ve yatırım ortaklığı çekebilmesi."
Teşkilat dünya genelinde 100 noktaya ulaştı
MÜSİAD’ın yurt dışındaki gücünün sadece tabeladan ibaret olmadığını vurgulayan Özdemir, teşkilatın dünya genelinde 100 noktaya ulaştığını dile getirdi. MÜSİAD’ın Almanya'da 11 şubesi olduğunu, sadece orada 1500’ü aşkın üyesi bulunduğunu anlatan Özdemir, “En kalabalık şubemiz Berlin. Balkanlar’da ise çok stratejik bir noktadayız. Arnavutluk’un en büyük demir tüccarı, en büyük enerji firması, en büyük bankası MÜSİAD üyesi. Şimdi İtalya’da Milano ofisini bu yıl bitmeden açacağız. İngiltere’de tarihimizin ilk kadın şube başkanı olan Türken Hanım ile Newcastle ve Manchester’da yapılanıyoruz. Amerika’da ise 'USA' gibi tek bir yapıdan çıkıp eyalet bazlı modele geçiyoruz. New York, Texas, Florida, California ve Ohio gibi ticaretin hızlı döndüğü 6-7 eyalette bizzat yapı kuracağız. Hedefimiz Türk firmalarının uluslararası penetrasyonunu artırmak" diye konuştu.
Fuar şirketimiz uluslararası fuarcılık lisansı aldı
MÜSİAD bünyesinde ilk kez kurulan fuar şirketi, derneğin ticari operasyonlarını profesyonel bir zemine taşıyor. Özdemir, bu hamlenin stratejik nedenlerini şöyle açıkladı: "MÜSİAD olarak ilk kez bir fuar şirketi kurduk ve uluslararası alanda fuarcılık yapma lisansı aldık. Bu lisansı almak kolay olmadı; belli sayıda yabancı dil bilen ve tecrübeli personel istihdam etmeniz gerekiyor. Artık taşeron kullanmıyoruz. 23-26 Eylül’deki MÜSİAD Expo’yu tamamen kendi şirketimizle, kendi pişirip kendi yediğimiz bir modelle yapacağız. Ayrıca Orta Doğu ve Sahra Altı Afrika’da (Moritanya, Nijerya, Kenya, Tanzanya) butik fuarlar düzenleyeceğiz. Roadshow'lara çıkıp, ürünlerimizle bizzat o coğrafyalara gidip sıcak satış yapacağız. Bu lisans bize uluslararası pazarlarda hareket özgürlüğü sağlıyor."
Tedarikçi zirveleri yurtdışına taşınıyor
MÜSİAD, özellikle küçük ve orta ölçekli üyelerini doğrudan büyük alıcılarla buluşturan "Tedarikçi Zirveleri" modelini küresel bir markaya dönüştürüyor. Özdemir, bu modeli şu sözlerle anlattı: "Savunma Sanayi Sektör Kurulu ile başladık; Aselsan, Roketsan, Tusaş, Havelsan gibi devlerin satın alma ekiplerine özel masalar verdik. Üyelerimiz 'time slot' yöntemiyle randevulaşıp doğrudan tekliflerini sundu. Bugün bu model sayesinde 100’ün üzerinde savunma sanayisine kayıt olmuş firmamız var. Şimdi bunu inşaat, gıda ve turizmde de yapıyoruz. Bu modeli 'Procurement Days' adıyla yurt dışına taşıyoruz. Londra ve Köln’de, o ülkelerin dev ithalatçılarını ve toptancılarını üyelerimizin masasına getireceğiz. Fuar yorucu oluyor; biz doğrudan ticarete dokunan masalar kuruyoruz."
Çok Okunanlar
Fındık Fiyatları
Son Güncelleme : 2026-05-12 08:12
| Şehir | Levant |
|---|---|
| TMO | 200 TL |
| GİRESUN | 283,00 TL |
| ORDU | 283,50 TL |
| DÜZCE | 283,50 TL |


