Otomotivde son 4 ay alarmı: Kredi muslukları kapalı, bireysel alıcı çaresiz

Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, yüksek faiz, kredi kısıtlamaları ve alım gücündeki düşüşün Türkiye otomotiv piyasasında ciddi bir tıkanmaya yol açtığını belirtti.

info@karadenizekonomi.com / 27.08.2026

Otomotivde son 4 ay alarmı: Kredi muslukları kapalı, bireysel alıcı çaresiz

Türkiye otomotiv piyasasında yılın son dört ayına girilirken yüksek faiz, krediye erişimdeki kısıtlamalar ve tüketicinin alım gücündeki gerileme piyasayı sıkıştırıyor. Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, sıfır ve ikinci el araç pazarındaki tabloyu değerlendirirken, özellikle bireysel alıcıların krediye erişiminin zorlaşmasının perakende satışları baskıladığını, bayiler açısından ise yüksek maliyetli stokların önemli bir finansman yüküne dönüştüğünü belirtti.

Özpeynirci, yılın kalan döneminde satışların beklentilerin altında kalabileceğini, bayilerin ellerindeki stokları eritmek amacıyla daha güçlü kampanyalara yönelmek zorunda kalabileceğini ifade ederken, ikinci el piyasasında da fiyat ve satış adetleri açısından baskının sürdüğüne dikkat çekti.

Ağustosta perakende zayıfladı

Otomotiv piyasasının mevcut durumunu değerlendiren Özpeynirci, ağustos ayının özellikle perakende tarafında zayıf geçtiğini belirtti.

Sektörde ağustos ayı için maksimum 75 bin adetlik satış beklentisinin konuşulduğunu söyleyen Özpeynirci, bu seviyeye ulaşılmasında bireysel satışlardan çok filo satışlarının etkili olabileceğini ifade etti.

Bu tablo doğrultusunda yılın ilk 8 ayı sonunda toplam pazarın maksimum 715 bin adet civarında gerçekleşebileceği öngörülüyor.

Yıl sonu beklentileri iyimser

Sektör temsilcilerinin yıl sonu tahminlerine de değinen Özpeynirci, Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Başkanı Hakan Tik'in yıl sonunda 975 bin adet otomobil ve toplamda 1 milyon 150 bin ile 1 milyon 175 bin adet arasında bir pazar tahmini yaptığını hatırlattı.

Eski ODMD Başkanı ve Toyota ALJ Grubu (Toyota Türkiye, Lexus ve BYD) CEO'su Ali Haydar Bozkurt'un da benzer şekilde 1 milyon 175 bin adetlik bir pazar beklentisine sahip olduğunu belirten Özpeynirci, mevcut şartlarda bu tahminlerin oldukça iyimser olduğunu dile getirdi.

Bu seviyelere ulaşılabilmesi için yılın son dört ayında aylık ortalama 115 bin adet araç satılması gerekiyor. Ancak temmuz ve ağustos aylarında perakende satışlarda görülen zayıflığın, özellikle eylül ve ekim aylarında bu ölçekte satışların gerçekleşmesini zorlaştırdığı belirtiliyor.

Yıl sonunda pazarın 1 milyon 115 bin adet seviyesinde kalması halinde ise geçen yıl kırılan tüm zamanların rekoruna kıyasla yüzde 15'e yakın daralma ve yaklaşık 195 bin ila 250 bin adetlik kayıp yaşanacağı hesaplanıyor.

Otomobilin en büyük rakibi yüksek faiz

Otomotiv piyasasındaki daralmanın arkasında yalnızca kredi kısıtlamaları bulunmuyor. Geçmiş yıllarda, özellikle 2024 ve 2025'te altın ve gümüş gibi değerli madenlerden elde edilen yüksek getirilerin otomotive yönelmesi ve enflasyonist ortamda otomobilin değerini koruması, satışların rekor seviyelere çıkmasında etkili olmuştu.

2026'da ise tablo değişti. Altın ve gümüş fiyatlarındaki hareketin yanı sıra yatırım tercihlerindeki değişim, otomobilin yatırım aracı olarak cazibesini azalttı. Ocak ayından bu yana otomobil fiyatlarında reel anlamda net bir düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Piyasadaki en önemli engellerden biri ise yüksek mevduat faizleri. Aylık faizlerin yüzde 4 seviyelerinde seyrettiği mevcut finansal ortamda tüketiciler, yatırım amacıyla otomobil almak yerine paralarını mevduatta değerlendirmeyi tercih ediyor.

Eski Merkez Bankası ekonomisti Hakan Kara'nın değerlendirmelerine göre Merkez Bankası'ndan faiz indirimine yönelik sinyaller gelse de radikal bir faiz düşüşü veya kurda devalüasyon beklentisi bulunmuyor. Bu durum, otomobilin yatırım aracı olarak cazibesinin önemli ölçüde azalmasına neden oluyor.

Bayilerin önündeki en büyük sorun stok maliyeti

Yüksek faiz yalnızca tüketiciyi değil, bayileri ve distribütörleri de zorluyor. Aylık yüzde 4 faiz seviyelerinde bir finansman maliyetiyle stok taşımak, özellikle satışların yavaşladığı dönemlerde bayilerin üzerindeki yükü artırıyor.

Stokta bekleyen her araç, finansman maliyetinin yanı sıra fiyatların reel olarak gerilemesi nedeniyle ek bir risk oluşturuyor. Özpeynirci, yılın kalan dört ayında satış performansı kadar stok kontrolünün de kritik hale geleceğini belirtiyor.

Sektörde 2025 model araçların dahi stoklarda bulunduğu belirtilirken, distribütör ve bayilerin 2027 yılına daha düşük stokla girebilmek amacıyla önümüzdeki 2-3 ay içerisinde finansman destekleri ve indirim kampanyalarını artırmak zorunda kalabileceği öngörülüyor.

Bu tablo, özellikle nakit parası bulunan ve gerçekten araç ihtiyacı olan tüketiciler açısından kampanyaların önemini artırıyor.

Krediye erişim zorlaştı, bireysel satışlar geriledi

Pazardaki tıkanmanın en önemli nedenlerinden biri de bireysel taşıt kredilerine erişimde yaşanan sorunlar.

Bireysel tarafta kredi kullanım koşullarının yaklaşık 4 yıldır güncellenmemesi ve 2 milyon TL üzerindeki araçlar için kredi imkanının neredeyse bulunmaması, özellikle perakende satışların önündeki en önemli engeller arasında gösteriliyor.

Kurumsal ve filo tarafında ise faizler yüksek olmasına rağmen krediye erişimin devam etmesi, pazarın belirli ölçüde filo satışlarıyla ayakta kalmasını sağlıyor.

Özpeynirci'ye göre filo tarafındaki hareketlilik de olmasaydı, yılın 8 aylık döneminde 700 bin adetlerin bile konuşulamayacağı bir tablo ortaya çıkabilirdi.

İkinci elde de daralma sürüyor

Sıfır araç pazarındaki kampanyalar ve reel fiyat düşüşleri, ikinci el otomobil piyasasını da doğrudan etkiliyor.

Sıfır araç fiyatlarının gerilediği bir ortamda ikinci el araç fiyatlarının yükselmesi zorlaşırken, hem fiyatlarda hem de satış adetlerinde düşüş yaşanıyor.

Temmuz ayı verilerine göre sıfır otomobil pazarı yüzde 25 daralırken, ikinci el otomobil pazarı da yüzde 14'e yakın düşüşle 585 bin ila 588 bin adet seviyesine geriledi. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 680 bin adet düzeyindeydi.

Yılın ilk 7 ayı olan ocak-temmuz döneminde ise ikinci el otomobil pazarı geçen yıla göre 153 bin adet azalarak 4 milyon 4 bin adede geriledi.

Hafif ticari araçların ikinci el pazarında da temmuz ayında yüzde 10,17'lik daralma yaşandı.

Kurumsal ikinci elde zararına satış baskısı

Araçların istenen fiyatlardan satılamaması ve stokta bekletme maliyetlerinin yükselmesi, kurumsal ikinci el şirketlerini de zorluyor.

Özellikle takasa bağlı araç stoklarının finansman maliyeti oluşturması, bazı firmaları daha düşük kâr marjıyla hatta zararına satış yapmaya itiyor. Önümüzdeki dönemde ikinci el piyasasında bu tür satışların daha fazla gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Öte yandan kendi aracını istediği fiyata satamayan tüketicinin yeni araç kampanyalarından yararlanamaması da piyasada bir kısır döngü oluşturuyor.

Alım gücü araç yaşına yansıyor

Türkiye'deki alım gücü kaybı ve gelir dağılımındaki bozulma, ikinci el araçların yaş dağılımında da kendisini gösteriyor.

Sıfır araç alamayan ve 0-5 yaş aralığındaki ikinci el otomobillerin fiyatlarını karşılamakta zorlanan tüketiciler, daha yaşlı araçlara yöneliyor.

Türkiye'de satılan her 100 ikinci el aracın yaklaşık 55'ini 11 yaş ve üzerindeki araçlar oluşturuyor.

İkinci el pazarının yaş dağılımı şöyle:

  • 0-5 yaş arası araçlar: yüzde 24
  • 11-15 yaş arası araçlar: yüzde 21,72
  • 16 yaş ve üzeri araçlar: yüzde 32 ila yüzde 33 bandında

Bu tablo, tüketicilerin otomobile erişebilmek için daha yaşlı araçları tercih etmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor. 300 bin, 400 bin veya 500 bin TL civarındaki araçlar, mobilite ihtiyacını karşılamak isteyen tüketiciler için önemli bir seçenek haline geliyor.

Karadeniz'de ikinci el baskısı daha yüksek

Sıfır otomobil satışlarına kıyasla ikinci el satış oranları, bölgeler arasındaki alım gücü farkını da ortaya koyuyor.

Her 1 sıfır araç satışına karşılık ikinci el araç satışında:

  • Marmara Bölgesi: 5,4 ikinci el
  • Akdeniz Bölgesi: 10,7 ikinci el
  • Karadeniz Bölgesi: 11 ikinci el

satışı gerçekleşiyor.

Hafif ticari ve ağır ticari araçların da dahil olduğu toplam otomotiv pazarında ise Karadeniz Bölgesi, her 1 sıfır araca karşılık 10,9 ikinci el araç satışıyla ilk sırada yer alıyor.

Bu oranlar, Karadeniz'de tüketicilerin sıfır otomobile erişiminin daha sınırlı olduğunu ve ikinci el araçların bölgesel otomotiv pazarında çok daha büyük bir ağırlığa sahip bulunduğunu gösteriyor.

Son dört ay kritik olacak

Otomotiv piyasasında yılın geri kalan dört ayı, hem sıfır hem de ikinci el pazarının yönü açısından kritik önem taşıyor.

Yüksek faiz ve kredi kısıtlamaları bireysel talebi baskılarken, bayiler yüksek finansman maliyetleri altında stoklarını yönetmeye çalışıyor. Filo satışları pazarın belirli bir bölümünü taşırken, ikinci elde yaşlı araçların ağırlığı tüketicinin alım gücündeki kaybı gözler önüne seriyor.

Sektör açısından önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları ise faiz oranları, krediye erişim, stok maliyetleri, kampanyaların boyutu ve tüketicinin alım gücü olacak.

 

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar