Cumhuriyetin temellerini atan büyük zaferin 103’üncü yılı
Bağımsızlığını isteyen milletin iradesi ve kararlı ordusuyla 30 Ağustos 1922’de kazanılan zafer, Cumhuriyet’in kuruluşuyla taçlandı. Büyük Zafer’in 103. yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor.
info@karadenizekonomi.com / 30.08.2025

Yorgun ve yokluklarla boğuşan bir milletin yeniden ayağa kalkma hikâyesi Türk Kurtuluş Savaşı, 30 Ağustos 1922’de zafer ile sonuçlandı. Düşmanı vatan topraklarından silip atan zafere giden yolda her türlü zorluk milletin bağımsızlık azminin yeni bir zihniyet ile ele alınmasıyla aşılmıştı.
Millet ve onun bağrından gelen Türk ordusu ile milleti temsil eden meclis bağımsızlık ülküsüne odaklanarak bu yeni zihniyetle dünyaya çok güçlü bir mesaj verdi ve ulusal bağımsızlık, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile vücut buldu. 2023’te ikinci yüzyılına giren Türkiye Cumhuriyeti hâlâ genç… İkinci yüzyılda büyük hedeflere ulaşmakta ilham alınacak mücadelenin hatırası hâlâ taze… Sadece her 30 Ağustos’ta başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları ile gazi ve şehitlerimizi hatırlamak, ateş çemberinden çıkmak için çabalayan sivil halkı yad etmek gerekiyor.
İlk durak Sakarya
Milli mücadelenin ilk günden beri benimsenen en güçlü ifadesi “Ya istiklal, ya ölüm” idi. Bu çarpıcı söz etrafında ulusal kurtuluş hareketleri tek çatı altında toplandı, Büyük Millet Meclisi ve düzenli ordu kuruldu, iç isyanlar bastırıldı. Ayrıca yeni meclis uluslararası anlaşmalara imza atarak doğu ve güneyde işgallere son verdi. Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarının başarısı düzenli ordu kurma kararının ulusun kurtuluşu için doğru bir hareket olduğunu gösterdi. Bu yolda ilerleyen kurtuluş mücadelesinde zafer 30 Ağustos 1922’de geldi. 30 Ağustos’ta zafere giden yolu açan sürece bakıldığında dönüm noktası kuşkusuz, 1921 yılının 23 Ağustos-13 Eylül tarihlerinde gerçekleşen Sakarya Meydan Muhaberesi idi.
Düşmanı kovacak taarruz bekleniyordu
Türk Kurtuluş Savaşı’nın gidişatını olumlu anlamda etkileyen Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk ordusu, Ankara’yı ele geçirmek üzere saldırıya geçen Yunan ordusunu durdurdu. 22 gün 22 gece süren bu meydan savaşı ile düşman, Sakarya nehrinin batısına atılmış ve moral üstünlüğü sona ermişti. Bu zafer ile Türk ordusu ve kurtuluş mücadelesi daha çok destek görmeye başladı. İkinci Viyana Kuşatması ile 13 Eylül 1683 tarihinde başlayan Türk geri çekilmesi, yine bir 13 Eylül günü Sakarya’da sona erdi. Türk tarihi açısından sembolik önemi yüksek bu savaşın ardından, artık vatanı kurtuluşa götürecek bir taarruz beklentisi yükseliyordu. Fakat derhal bir taarruza kalkışmak henüz iyi bir fikir değildi.
Taarruz etmek için ateş gücü, sayısal üstünlük, hareket ve manevra kabiliyeti gerekiyordu. Zira Yunan ordusu Sakarya’da geri çekilirken yol üstündeki her yeri yakıp yıkmış, ulaşım hatlarına zarar vermişti. Ayrıca Sakarya’da Türk Ordusu 5 bin 713 şehit vermişti ve 18 bin 480 asker yaralıydı, 828 asker esir düşmüştü, ayrıca 14 bin 268 kayıp vardı. Gerek personel sayısı gerek silah ve mühimmat miktarı olarak Türk ordusu taarruza geçmek için henüz yeterli seviyede değildi. Yine de Sakarya’da gösterilen direniş, düşman kuvvetlerini vatan topraklarından kovmak amacıyla gereken hazırlıkları tamamlamak zaman kazandırmıştı.
Harekat planı başarısı zamanlamaya bağlıydı
Türk ulusu, Yunan ordusunu Anadolu’dan çekilmeye zorlayacak bir taarruza karar verdi. Yunan ordusunda görülen manevi kırıklığın mutlak zaferi getireceği inancı oluşmuştu. Meclis’te oluşan beklentiler taarruzun ilkbaharda gerçekleşmesi gerektiği yönündeydi. Fakat hakimiyet kurduğu alanda kışı geçirmek için bekleyen ordunun iaşesi dahi o günlerde güçlükle sağlanıyordu. Sakarya Meydan Muharebesi ardından aceleci bir taarruz hakkında Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşü ise şöyleydi: “Ordumuzun kararı taarruzdur; ama bu taarruzu erteliyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamlamak için biraz daha zaman gereklidir. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür. Beklememizin, taarruz kararından vazgeçtiğimiz ya da taarruzda başarılı olmaktan umut kestiğimiz şeklinde anlaşılıp yorumlanması yersizdir.”
Diğer yandan Türk Milleti 1912’deki Balkan Savaşı’ndan beri 10 yıldır savaş koşullarını yaşıyordu. İç isyanlar ve işgaller de bu süreci daha yıpratıcı hale getirmişti. Millet yorgundu. Düşman işgalinden kurtulmak için başlanacak bir taarruz için erken olsa da bu harekâtı ertelemek de başarı şansını azaltacaktı. Doğru zamanı tayin etmek ve doğru bir harekât planı ile yürütmek elzemdi. Türk Milletinin tüm imkan ve imkansızlıklarıyla zafere ulaşmak azmine sahip olmasına karşın, en etkili ve hızlı çözüm, en az kaybın yaşanacağı bir şekilde uygulanmalıydı.
Hazırlıklarda eğitime önem veriliyordu
Hazırlıklar kapsamında öncelikle Türk Ordusunun Sakarya Savaşı’nda yaklaşık 100 bin kişi olan mevcudu 200 bine çıkarıldı. Silah ve mühimmat miktarı mümkün oldukça artırıldı. Eğitime önem verilerek ordunun savaş kabiliyeti üst seviyeye çıkarıldı. Her türlü kurslar açıldı, talimler yapıldı ve bol miktarda tatbikat ile manevra gerçekleştirildi.
Diğer yandan ordunun eksik olan harekât kabiliyetini geliştirmek için çeşitli uygulamalar devreye alındı. Bütün olarak bakıldığında ülkenin bütün olanaklarından en üst seviyede yararlanıldı ve taarruz için yeterli seviyeye gelindi. Yine de Yunan ordusu birçok alanda daha üstündü. Türk Ordusunun savunma becerisi takdir görüyor olsa da bu ordunun bir taarruzda başarılı olacağına ülke dışında pek ihtimal verilmiyordu. Fakat Türk Ordusu cevabını savaş meydanında vermeye hazırdı.
Türk Ordusu Başkomutanlığı, 1921 sonbaharından 1922 ilkbaharına ertelenen taarruzu, 1922 Ağustosunda yapmaya-karar verdi. Taarruz planının esasını 1921 sonbaharında hazırlanan plan oluşturdu. Aradan geçen 10 ay içinde plan geliştirildi ve bazı değişiklikler yapıldı. Plan, Yunan Ordusunun imhasını amaçlıyordu.
26 Ağustos’ta ateşlenen toplar her şeyi başlattı
Milletin kaderini belirleyecek taarruz harekâtı için 25 Ağustos 1922’de son hazırlıklar yapılıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal, sabah Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile muharebeyi yönetmek üzere Afyonkarahisar sınırlarında kalan Kocatepe'de yerini aldı. 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz top atışları ile başladı.
Harekâtın devamında Türk askeri, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçip Tınaztepe'yi ele geçirdi ve Belentepe ile Kalecik Sivrisi'nden düşmanı uzaklaştırdı. Taarruzun ilk gününde 1’inci Ordu birlikleri, Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasındaki 15 kilometrelik alanda, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 5’inci Süvari Kolordusu, düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu, 2’nci Ordu ise cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü.
Türk Ordusu, 27 Ağustos sabahı bütün cephelerde yeniden taarruza geçti ve aynı gün Afyonkarahisar, 8'inci Tümen tarafından düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos'ta başarıyla sürdürülen taarruz, düşmanın 5'inci tümeninin etkisiz kılınmasıyla neticelendi. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçilip taarruzun kısa sürede sonuçlandırılmasında hemfikir oldu ve planın 30 Ağustos'ta aksamadan uygulanması için gerekli önlemler alındı. Afyonkarahisar'da bulunan Başkomutan Mustafa Kemal, 30 Ağustos sabahına doğru, komuta yerinde tutulan durum haritasını tetkik etti. Cephe komutanına çembere alınan kuvvetlerin imha edilmesi emrini verdi.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi düşmanın bütün gücünü bitirdi
30 Ağustos 1922’de Yunan Ordusunun önemli kısmı dört tarafından sarıldığı Dumlupınar’da, bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın idare ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde savaş dışı bırakıldı. Perişan bir şekilde kaçmaya başlayan Yunan Ordusunun toparlanarak yeni bir cephe oluşturmasına fırsat vermek istemeyen Başkomutan Mustafa Kemal, 1 Eylül’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” şeklindeki tarihî emrini verdi ve Türk ordusunun taarruzunun hızla devam etmesini sağladı. Türk ordusunun gerçekleştirdiği amansız takip hareketi sonucunda 9 Eylül’de İzmir, 10 Eylül’de Bursa işgalden kurtarılmış oldu.
Çok Okunanlar







Fındık Fiyatları
Son Güncelleme : 2025-08-26 08:56
Şehir | Levant |
---|---|
TMO | 130 TL |
GİRESUN | 167,00 TL |
ORDU | 168,00 TL |
DÜZCE | 167,25 TL |