Gürsoy: “Fındıkta üretici profili değişti”

Gürsoy Fındık YKB Gürsoy, “Artık genç bir nesil geliyor. Onların farklılığı günün teknolojilerini iyi kullanması çok okuyor olması ve piyasaya borsaya olan hâkimiyetleri. Dolayısıyla fındığa bakış tarzları çok farklı. Diğer yandan dolar ve altın fiyatlarının arttığı bir ülkede fındık da bir yatırım aracı olarak görülüyor. Bu anlayışın sürdürülebilirliğini önümüzdeki yıllarda oluşacak ürün rekoltesi belirleyecek.” dedi.

info@karadenizekonomi.com / 2.11.2020

Gürsoy: “Fındıkta üretici profili değişti”

Bu sözler, ülkemizin önde gelen fındık sanayicilerinden Gürsoy Fındık Yönetim Kurulu Başkanı Dursun O. Gürsoy’a ait. Üretici stratejisinde bu yıl fındığı satmakta ağır davranmasına neden olan pek çok faktör olduğunu ileri süren Gürsoy, özellikle salgın sürecine vurgu yaparak şunları söyledi: “Fiyatlar bir ara 25-26 liraya kadar yükseldi. İç fındık fiyatları da 50 lira ve üzerine çıktı. Üreticinin bu stratejisinde çok değişik faktörler vardı. Pandemi sürecinde düğünler ve nişanlar ertelendi, okullar kapandı. Üreticinin eskisi kadar paraya ihtiyacı olmadı. Nüfus hareketliliği de kısıtlıydı. Gürcistan ve Güneydoğu’dan gelen olmadı. Fındık da az olunca üretici kendi işini kendi gördü. Dolayısıyla işçiye verilen para evde yani içeride kaldı. Üreticinin kafasında bir başka olgu da geçen yıl daha fazla ürün elde edilirken fındık fiyatlarının 15 liradan 20 liranın üstüne çıktığını görmesi oldu. Bu yıl az olan üretimin fiyatları daha yukarıya taşıyacağı beklentisi ile de ihtiyacı olmayan üretici fındığını saklıyor. Bu arada asıl işi fındık ticareti olmayan kişiler de spekülatif alımlar yapmaya devam ediyor. Böylece stoklar oluşuyor ki yılbaşına kadar fındık fiyatlarının 25 liraya, sezon sonunda da 30 lira olacağına yönelik birtakım propaganda faaliyetleri var. Dolayısıyla bu tür algılar üreticinin kafasında soru işaretlerine neden oldu. Hal böyle olunca fındığın piyasaya inişinde alışık olmadığımız bir yavaşlama meydana geliyor. Talep de arz edilenden daha fazla olunca da fındık fiyatları yükseliyor.”

Üreticinin alışkanlıkları ve profilindeki değişim

Günün teknolojisini kullanma becerisiyle üretici profilinin de değiştiğini söyleyen Gürsoy, “Artık genç bir nesil geliyor. Onların farklılığı günün teknolojilerini iyi kullanması çok okuyor olması ve piyasaya borsaya olan hâkimiyetleri. Dolayısıyla fındığa bakış tarzları çok farklı. Diğer yandan dolar ve altın fiyatlarının arttığı bir ülkede fındık da bir yatırım aracı olarak görülüyor. Bu anlayışın sürdürülebilirliğini önümüzdeki yıllarda oluşacak ürün rekoltesi belirleyecek. Sadece ülkemize bakmamak gerekiyor. Bizim dışımızda 300 bin ton daha fındık üretimi yapılıyor. İtalyanlar, İspanyollar, Amerikalılar, Azeriler ve Gürcüler… Bu ülkelerdeki üretim miktarı da ülkemizi etkiliyor. Yani çok bilinmeyenli denklem gibi. İnsanlar sadece kendi bahçelerine bakarlarsa yanılabilirler. Geçen sezon ürün boldu ve üreticilerimizin yüzde 70’i ürününü fazla para etmeyeceği düşüncesiyle yılbaşına kadar sattı. TMO’nun ve piyasanın fiyatı da belliydi. Ama şunu ön göremediler. Dışımızdaki ülkelerin üretimlerinde geçen yıl dramatik düşüşler yaşandı. Bu da ülkemize yoğunlaşılması demekti. Öyle de oldu. Gelen büyük talepler sonucu yılbaşından sonra fiyatlar tırmanışa geçti.” ifadelerini kullandı.

İhracat rakamlarını nasıl okumalıyız?

Geçmiş yıllarda Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Başkanlığı da yapan Gürsoy, ihracattaki tabloyu da şu sözlerle değerlendirdi: “Son tabloya baktığımızda 1 Eylül’den 4 Ekim tarihine kadar olan beş haftalık dönemde 36 bin 323 ton karşılığı 249 milyon dolarlık ihracat var. Geçen sene aynı dönemde 55 bin 686 ton fındık karşılığı 356 milyon dolar ihracat rakamına ulaşıldığını görüyoruz. Yani miktar bazında yüzde 30 bir düşüş söz konusu.  Bu düşüşe gerekçe olacak pek çok farklı neden var. En önemlisi fındık kullanan sanayici, salgının etkisiyle geçen sene aldıkları stokları eritemediler. Dolayısıyla yılbaşına kadar yeni bir bağlantı istemiyorlar. Biraz yavaştan alıyorlar. Yükselen fiyat hareketleri ve devalüasyon gibi etkenler de talepte gecikmeye neden oluyor. Ama en önemli faktör pandemiden kaynaklı talep düşüşü. Bu yılın ilk gününden Eylül ayı ortalarına kadar Çin’e yapılan ihracat yüzde 44 oranında düştü. Japonya’ya yüzde 12 Hindistan’a yüzde 25 düşüş oldu. Kepenklerin uzun süre kapalı kaldığı bu ülkelerde sadece on-line satışlar yapılabildi.  Onlar için fındık günlük acil ihtiyaç değildi. Bu süreci ülkemizde de yaşadık. Gürcistan’a baktığımızda fındık fabrikaları çalışıyor iyi kontratlar yapmışlar. Çünkü bizden çok daha ucuza sattılar. İtalya’ya bakalım. Aynı zamanda en büyük alıcı olan bu firma ülkemizde bir fiyat açıkladı ama bir aydır fındık alamıyor. O da ne yapıyor ihtiyacının bir kısmını İtalya’dan alıyor.  Bu durumun sürdürülebilirliği konusunda bir öngörümüz yok açıkçası. Ama şuna inanıyorum ki yılbaşından sonra özellikle farklı bir piyasa oluşacaktır. O zaman kadar Gürcü ve Azeri fındığına olan talep tükenir ve dolayısıyla alıcılar Türkiye’ye yönelebilir.”

 

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar