Şenocak; Seçimde istikrar kazanmıştır.

Türkiye üzerine her zaman dış güçler oyun oynamaya çalıştı. Maalesef içeride buna çanak tutan, ne olursa olsun bir değişim olsun diyen bir kısım insan vardı. Bu seçimle oyunları bozuldu.

info@karadenizekonomi.com / 2.07.2018

Şenocak; Seçimde istikrar kazanmıştır.
  • Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Şenocak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şenocak. Başarılı işadamı ile uzun yıllardır İSO ikinci 500 listesinde yer alan firmasını, fındığı, ülke ekonomisini ve Ordu’yu konuştuk. Ama önceliğimiz hafta sonu yapılan seçimler oldu.

Seçim sonuçlandı ve Türkiye’de cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemiyle yeni bir döneme girildi. Ayrıca seçim sonuçları meclise de çok parçalı bir yapı olarak yansıdı. İş dünyasına ilişkin değerlendirmelerinizi alarak başlamak isteriz sohbetimize.


-Öncelikle seçim sonuçlarının ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye üzerine uzun yıllardır oyunlar oynandığını biliyoruz. Bu oyunlar eskiden gizli oynanırdı şimdi alenen yapılıyor. Teknolojinin getirdiği olanaklarla ABD olsun AB ülkeleri olsun Türkiye üzerine açıkça oyun kuruyorlar. Bu ülkeyi istediğimiz gibi kullanıp parçalayalım, borçlandıralım mantığı ile hareket edildiğini, kontrol edilebilir bir ülke planladıklarını, stratejik konumumuzdan faydalanıp bizi zayıflatmak istediklerini artık 80 milyon Türkiye cumhuriyeti vatandaşı da görüyor. Önceleri terör üzerine çeşitli oyunlar oynandı şimdi de ekonomi üzerinden ülkemizi zayıf düşürmeye çalışıyorlar. Seçimler öncesinde de benzer operasyonlar yapmaya çalıştılar, tıpkı 15 Temmuz kalkışmasında olduğu gibi. Ancak tüm oyunlar bozuldu.

-Türk halkı meydanlardaki bol bol boş vaad veren kuru sıkı atanlara değil 16 yılda Türkiye de Mustafa Kemal Atatürk’ün yarım bıraktığı işleri tamamlayan; sağlık, eğitim, ulaştırma ve ekonomide büyük değişim ve reformlar yapan dünya ya geçmiş hükümetlerin aksine dik duruşu ile ders veren AKP’nin kurucusu ve lideri Cumhurbaşkanımıza; yeni başkanlık sisteminde tam destek ve yetki vermiş, aynı zamanda Türkiye’deki seçimler dünyadaki Türkiye alehtarı ülkelerin legal veya illegal kollarına büyük bir Osmanlı tokadı atarak adeta demokrasi dersi vermiştir. Yeni dünya düzeninde ülkemiz seçmeni Türkiye cumhuriyeti devletini çok daha güçlendirme ve sağlamlaştırma yolunda tarihe geçecek çok önemli bir değişime imza atmıştır.

-Seçimler sonrasında ekonomi yavaş yavaş düzene girecek, piyasalardaki dalgalanmalar durulacak, döviz üzerinden oynanan oyunlar tutmayacak, faizler düşecek, üretim ve yatırımlar devam edecek, dünya ülkeleri ile ticaret ve ilişkiler geliştirilerek istihdam artacak ilerleyen dönemlerde refah düzeyi artıp ülkemiz Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflediği muasır medeniyetler seviyesine gelmek için emin adımlarla yola devam edilecektir.

Seçim Sonuçlarını ve bu seçimle Türkiye’yi neler beklediğini değerlendirebilir misiniz?

-Bu seçimde beklenen ve beklenmeyen sonuçlar çıkmıştır. Beklenenleri şöyle sıralayabiliriz;

CHP ‘nin Cumhurbaşkanlığında % 30 aşması Recep Tayyip Erdoğan’ın %52,5 alması beklentinin içinde idi. Sürpriz sayılacak sonuç tepkilerden doğan iyi partinin Millet vekilliğinde % 10 sınırına düşmesi cumhurbaşkanlığında % 7 alarak belli bölgelerde öne çıkmasına rağmen Türkiye genelinde partisinin çok altında oy alan bir genel başkan ve bir sonraki dönemi olamayacak bir balonun sönüşünü yaşattı.

-Bir sürpriz de anketlerde MHP’nin oyu çok düşük görünüyordu. Ancak MHP’nin seçmeni sağduyulu davranarak anketleri ve kamuoyunu yanılttı. CHP’nin İyi Partiye ve HDP ‘ye verdiği destek olmasa MHP ve AKP ‘nin Meclisteki sayısı 400 ‘lerin çok üzerinde olacaktı. CHP bu konuda amacına ulaştı. Ancak bu ilerleyen zamanda CHP’ye ne getirir ne götürür zaman gösterecektir.

-Seçmen AKP’ye de Milletvekilliği seçimlerinde bir uyarı yaptı. AKP’nin lideri ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’dan aldığınız gücü doğru kullanın, halkla bütünleşin sorunların çözümünde daha üretken ve çalışkan olun mesajını verdi.

-Bunlarla beraber hem Türkiye geneli içinde farklı bir meclis yapısı ortaya çıktı. İktidarı devamlı uyaracak ve zinde tutacak bir MHP ortaklığı ve CHP’nin rutin muhalefeti ile devam edecek bir meclis yapısı ortaya çıktı.

-Ordu ilimizde AKP’nin 3 değerli vekili ile CHP’nin en güçlü isimlerinden biri olan Genel Başkan yardımcısı Seyit Torun, yanında Dr. Mustafa Adıgüzel ile MHP’nin kendi çabası ile büyük oy alan Milletvekili Cemal Enginyurt’un gerektiğinde tecrübelerinin ve iyi niyetleri ile iktidarla birlikte ordu için çok faydalı olacaklarına gerektiğinde ilimiz için ortak akılda buluşacaklarına inanıyorum.

-Türkiye altında maden olan, petrol olan bir ülke değil, olsa da bundan henüz faydalanabilmiş değil. Uzun yıllardan beri ekonomik açıdan dış borçlarla ve kendini düzenleyerek toparlanma süreci yaşayan bir ülke. Yukarıda bahsettiğim dış güçler Türkiye üzerinde her zaman oyun oynamaya çalıştı. Maalesef içeride buna çanak tutan, ne olursa olsun bir değişim olsun diyen bir yapı da vardı. Şükürler olsun ki bu seçim sonuçları oyunları bozdu. Cumhurbaşkanımız yeni başkanlık sistemi ile daha güçlü olarak yoluna devam edecek. İyi bir altyapıyla mecliste ittifakla yeni hükümet güçlü bir ittifak olacaktır. Elbette iktidar özeleştiri de yapacaktır kendi içinde.

Kimsenin elinde sihirli bir değnek yok ama doğru yatırım ve yönlendirmelerle geleceğe daha iyi bakıyoruz.

Yerel yönetimleri yeterince güçlü görüyor musunuz? Ordu’ya yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Son 16 yıldır yerel yönetimler daha güçlendi. Geçmişte göbeğimiz Ankara’ya bağlıydı. Türkiye deki merkezi Ankara yönetiminin yereldeki bölgesel yatırımları yönlendirmesi geçmişteki en büyük hatalardan biri ve Türkiye Cumhuriyetinin ekonomisini en fazla hırpalayan çok kötü bir sistemdi.

Yerel yönetimlerin güçlenmesi ile; Ordu son 16 yılda hayal edilemeyecek hizmetler aldı. İlimiz özellikle Büyükşehir olduktan sonra kurulumundan beri içinde olduğu iktidarın her kademsinde görev yapmış Büyükşehir Belediye başkanından ve tüm ilçelerdeki Belediye Başkanları ve kadroları ile uyumlu çalışarak ilimize ilçelerimize düşünülemeyecek kadar altyapı hizmetleri ve önemli yatırımlar gelmiş; Havaalanı, Çevre Yolları, Karadeniz-Akdeniz yolu, Üniversitenin gelişimi, teleferik gibi Ordu’ya katkı sağlayan projeler gerçekleştirilmiştir. Çambaşı’na bir kayak tesisi yapıldı devlet ciddi yatırımlar yaptı; orada ve ordunun her yerinde. Bizim de hayalimiz o kayak tesisini daha da canlandırmak oldu. Hemen yanına çok güzel bir otel projemiz var. 6 yıldır 15-16 arkadaşımızla birlikte bir ortaklık yapısı içinde Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Kabadüz Belediyesi ile beraber 22 Haziran 2018 tarihinde, 49 yıllığına arazimizin kiralanması işlemini gerçekleştirdik. Tapuyu aldık. Bir hafta 10 gün içinde temeli atacağız.

Bölge ekonomisi ve fındık konusu hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

-Ordu ve Giresun fındıkta özellikli iki ildir. Dünya fındığının üçte biri hala bu iki ilden çıkar. Dünya da İtalya, Gürcistan, Azerbaycan, Şili gibi rakiplerimiz var. Ama fındığa şöyle bakmak gerekiyor. Fındığın anavatanı olan bu iki ilde fındık üreticileri dünyanın fındıktan en zor geçinen üreticileridir. Bu üreticiyi ülkemizin diğer bölgelerindeki üreticilerle aynı kefeye koymamalıyız. Bunu tüm yetkililere uzun yıllardır anlatmaya çalıştık.

Fark şudur; Miras yoluyla küçülen bahçeler ve verimlerin düşüklüğü ile toplama maliyetlerinin yüksekliği, fındıkla uğraşan nüfusun yaşlı olması bizi bölgemiz dışındaki fındık üreticilerinden ayıran etkenlerdir. Bu bölgede her şeyi para ile yaptıran yaşlı nüfus 7-8 lira masrafı olan fındığı 10 liraya satınca hayal kırıklığı yaşıyor. Aileler zaten ortalama 1-1,5 ton fındık üretiyor. Oysa düz ovada fındık üretenlerin verim açısından sıkıntısı yok. Dolayısıyla onların maliyetleri daha düşük ve karları daha yüksek oluyor. Düz ovada fındık üreten aile diğer tüm yetiştireceği ürünlerden vazgeçip fındık dikiyor. Çünkü ortamala bir aile 6-7 ton fındık yapıyor. Yılda eline 40-50 bin TL net gelir elde ediyor. Ordu-Giresun’da ortalama bir aile 3-5 bin TL ancak gelir elde edebiliyor. Hali ile düz ova üreticileri çeltikten, şeker pancarından, buğdaydan, ve benzeri tüm ürünlerden vazgeçip fındık dikmeye devam ediyor, bu da arz fazlasını oluşturup devlete rekolte fazlalıklarında sorun oluyor.

Bu iki üretici profili arasındaki farkı iyi anlamadan fındık sorununu halledemezsiniz. Devlet 2008’de Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı Döneminde konuya hakimiyeti ve cesaretli kararı ile alımdan vazgeçti ve alan bazlı desteğe döndü. Bölge üreticimiz devlet alımlarından çok fazla yararlanamaz. Küçük ölçekli üreticiye daha fazla alan bazlı destek vererek büyük üreticiye de kademeli olarak daha az destek vererek devletin ödeyeceği genel total rakamı çok değiştirmeden bu sorunu çözebiliriz.

Ordu ve Giresun’da sadece fındık üretiliyor arazi yapımız ancak buna uygun. O nedenle düz ovadaki üreticiden daha zorda olan Ordu ve Giresunlu üretici için bu sistemle beraber;

ÇÖZÜM; ALAN BAZLI DESTEKTE’dir. Meyilli arazide bahçesinin üzerinde ikamet eden bakımını yapan başka bir geliri olmayan üretici desteklenmelidir. Biliyorsunuz bu destek düz ovaya verilmemektedir. Dünyaya fındığı kaliteli ve rekabetçi şekilde satmalıyız. Rakiplerimiz ne kadara satıyorsa o fiyattan hatta gerekirse daha altından satmalıyız. Dünya pazarımızı küçültüp başka ülkelere kaptırmamalıyız

Ama üreticimizi korumak şartıyla bunu yapmalıyız. Ordu Giresun illerinin % 99 u meyilli arazidir. Üretici aileler ortalama 1- 1,5 ton fındık üretmektedir.

Devlet alımları hakkında daha doğrusu TMO hakkındaki görüşleriniz nedir?

Geçen yıl artan siyasi baskılar sonucu 2008 yılından sonra ilk defa TMO alım yapmak zorunda kaldı. Ben buna karşı olmakla birlikte TMO’nun doğru bir yol izlediğini söyleyebilirim. Fiskobirlik ve TMO’nun geçmiş yıllarda yaptığı popülist uygulamalarının sonuçlarının zarar vermesinden dolayı TMO’nun son uygulaması serbest piyasa aktörü gibi davranması başarılıydı. Ancak genel anlamda devlet alımlarını doğru bulmuyorum. Benim bu konudaki önerim üreticinin arazi yoluyla desteklenmesi şarttır. Ordu ve Giresunlu üreticinin ayrıcalığı, özellikle iyi anlatılarak ve tüm Türkiye’de meyilli arazi üreticisinin alan bazlı destekleme yöntemi ile son 10 yılda olduğu gibi desteklenilmesi mecburiyeti vardır.

Bilmeyen yoktur sanırım ama biraz da merhum babanız İsmet Şenocak’tan başlayarak firmanızın gelişim sürecinden bahseder misiniz? Önce babanız, şimdi siz, peşinizden de çocuklarınız işin içindeler.

-Şenocak Ailesi 1953 yılında aile ortaklığı olarak babam ve amcalarımla başlamış. Duayenimiz kurucumuz geçen yıl Ekim ayına kadar önderliğimizi yaparak ve çok güzel bir isim bırakarak aramızdan ayrıldı. Biz de onun yolunda gidiyoruz. Babam 1960’larda şirkete dahil olmuştu. Ben 1986’da aktif olarak şirkette başladım. 2014’den itibaren 3.kuşak olarak İsmet Yiğit Şenocak ve sonrasında da diğer oğlum Kadir Mert Şenocak ile beraber yolumuza devam ediyoruz. Yaklaşık son 15 yıldır hep ikinci 500 firma içinde yer aldık.

Ne yapıyoruz? Üretici, tüccar ve fabrikalardan fındık alımları yapıp hem dünyanın bir çok ülkesine ihracatını hem de yarı mamul olarak iç piyasada satışını yapıyoruz. Günün koşullarına uygun teknolojiyle kıyılmış, kavrulmuş, püre ya da fındık unu imalatıyla uzun yıllardır 200-210 kişiye istihdam sağlıyoruz.

FİRMA PROFİLİ

65 yıllık bir geçmişe sahip olan 1986 yılından bu yana Türkiye'nin sayılı imalatçı ve ihracatçı firmaları arasında yer alan Şenocak Gıda ISO 9000, ISO 22000, BRC, Kosher ve Helal sertifikalarına sahip olup her türlü talebi karşılayabilecek kapasiteye sahip bir kuruluş olarak son 12 yıldır da ürün yelpazesindeki çeşitliliği ile sektörde hizmet veriyor. 2006 yılında entegre tesisini devreye sokarak kavrulmuş ve beyazlatılmış fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi gibi ürünleri piyasaya süren işletmenin yıllık iç fındık kapasitesi 15 bin ton, entegre fındık işleme tesisi kapasitesi de 8 bin tondur.  

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar