21.08.2026

Fındıkta geleceği kurtarmanın yolu: Maliyeti düşürmek, rekabeti güçlendirmek

Doğu Karadeniz’de fındık üreticisi yüksek maliyetlerin, sanayici ise rekabet gücündeki kaybın altın da eziliyor. Artık günü ve yılı kurtaran değil, fındığın geleceğini güvence altına alan politikalar gerekiyor.

Fındıkta yeni sezonla birlikte üreticinin ve sektörün önündeki tablo her geçen gün daha fazla tartışılmaya başlandı. Özellikle Ordu ve Giresun başta olmak üzere Doğu Karadeniz’de, meyilli ve zor arazi koşullarında üretim yapan fındık üreticisinin maliyetleri ciddi biçimde yükselmiş durumda.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki, fındığı daldan toplayan işçinin kazancı, kimi zaman fındık sahibinin kazancını aşabiliyor. Ulusal Fındık Konseyi raporlarına yansıyan yaklaşık 4 dolarlık toplama maliyeti, Doğu Karadeniz’de üretim maliyetlerinin ulaştığı seviyeyi açıkça ortaya koyuyor.

Bu tablo, bölgedeki geleneksel yarıcılık sistemini de sürdürülemez hale getiriyor. Artan gübre, ilaç, işçilik ve hasat maliyetleri nedeniyle üretici artık kendi bahçesinde üretim yaparken dahi yeterli kazancı elde edemiyor. Bu nedenle üreticinin, 4’te 1’lik paylaşım modeli gibi kendisini rahatlatacak şartları bulması halinde razı olduğu bir dönemden geçiyoruz.

TMO FİYATI İLE SERBEST PİYASA ARASINDAKİ MAKAS DÜŞÜNDÜRÜYOR

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bu sezon için açıkladığı 250 TL seviyesindeki alım fiyatı, üretici açısından önemli bir referans oluşturuyor. Buna karşılık serbest piyasada 180-190 TL seviyele rinde oluşan fiyat beklentileri, üreticiyi ciddi bir belirsizliğe itiyor.

Özel sektörün fiyatlarını büyük alıcının ve piyasanın hareketine göre belirlemesi anlaşılabilir bir durum. Ancak TMO fiyatlarının 60-70 TL altında oluşabilecek bir serbest piyasa, özellikle Doğu Karadeniz’de üreticinin zarar etmesi anlamına geliyor.

Burada mesele yalnızca bir fiyat tartışması değildir. Asıl mesele, üreticinin önümüzdeki yıllarda fındık üretme ye devam edip edemeyeceğidir.

Maliyetlerini düşüremeyen üretici zarar ederken, rekabetçi politikaların yeterince oluşturulamaması nedeniyle Türk fındık sanayisi de uluslararası pazarlarda zorlanmaktadır.

ARTIK GÜNÜ DEĞİL, GELECEĞİ KURTARMALIYIZ

Fındıkta artık yalnızca bugünü veya bir sezonu kurtarmaya yönelik politikalarla yol alamayız.

Türkiye'nin hedefi; üretim maliyetlerini düşürmek, verimliliği artırmak, kaliteyi yükseltmek, sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve ihracatta rekabet gücünü artırmak olmalıdır.

Son üç yılda özellikle Doğu Karadeniz’de yaşanan gelişmeler, mevcut sistemin alarm verdiğini açıkça gösteriyor.

Çözümün önemli ayaklarından biri, alan bazlı destekleme modelinin ciddi biçimde güçlendirilmesidir. Üreticinin ÇKS kayıtları üzerinden doğrudan ve güçlü şekilde desteklenmesi, yüksek maliyet baskısının azaltılması açısın dan büyük önem taşıyor.

Devlet, fındık üreticisini des teklerken aynı zamanda Türk fındık sanayicisinin de rekabet gücünü koru yacak finansman modellerini hayata geçirmelidir.

LİSANSLI DEPOCULUK GÜÇLENDİRİLMELİ

Fındık üretiminin yoğun olduğu illerde lisanslı depoculuk altyapısının güçlendirilmesi de sektörün geleceği açısından kritik öneme sahip.

Giresun Ticaret Borsası’nın lisanslı depoculuk konusunda ortaya koyduğu model, diğer üretim merkezleri açısın dan da örnek alınabilecek niteliktedir. Fındığın yetiştiği her bölgede üreticinin ürününü güvenli şekilde depolayabileceği, ürününü hemen düşük fiyattan satmak zorunda kalmayacağı sistemler kurulmalıdır.

Üretici ürününü hasat döneminde satmak zorunda bırakılmadığında piyasa üzerindeki baskı da azalacaktır.

TMO BU SEZON PİYASAYA GÜÇLÜ BİR GÜVEN VERMELİ

Bu sezon yüksek rekoltenin de etkisiyle TMO’ya önemli bir görev düşüyor.

TMO, hızlı alım yapabilecek kapasitede olduğunu, depolarını ve ekiplerini hazırladığını ve ihtiyaç halinde alım süresini uzatabileceğini güçlü biçimde piyasaya ilan etmelidir.

Bu açıklamalar yalnızca üreticinin değil, sanayicinin ve ticaret sektörünün de önünü görmesi açısından önemlidir.

Piyasada güven oluşmasının yolu, devletin gerektiğinde güçlü bir şekilde devreye girebileceğinin bilinmesinden geçmektedir.

Fındık, Doğu Karadeniz için ekonomik bir üründen çok daha fazlasıdır.

Unutulmamalıdır ki fındık, Doğu Karadeniz için yalnızca bir tarım ürünü değildir.

Fındık; bölgenin coğrafi, ekonomik ve sosyal gerçekliğidir.

Ordu, Giresun ve çevre illerde milyonlarca insanın geçiminde doğrudan veya dolaylı olarak fındığın payı bulun maktadır. Bu nedenle fındık politikasını yalnızca bir tarım politikası olarak değerlendirmek doğru değildir.

Türkiye'nin fındıkta dünya liderliğini koruyabilmesi için üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan ticaret sektörüne kadar bütün paydaşları kapsayan uzun vadeli ve rekabetçi bir fındık politikası oluşturması gerekiyor.

Artık hedefimiz yalnızca yüksek fiyat açıklamak değil; daha düşük maliyetle, daha yüksek verimle, daha kaliteli ürünle ve daha güçlü sanayiyle dünya pazarlarında rekabet edebilmek olmalıdır.

Fındıkta duvara çarpmadan önce verilen sinyalleri doğru okumalıyız.

Üreticiyi güçlü tutmadan sanayiciyi, sanayiciyi güçlü tutmadan ihracatı, ihracatı güçlü tutmadan da Türkiye'nin fındıktaki dünya liderliğini korumamız mümkün değildir.

Bu nedenle yeni dönemde üreticinin alan bazlı desteklerinin artırılması, ÇKS üzerinden güçlü destek mekanizmalarının oluşturulması, lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması, sanayiciye uygun finansman sağlanması ve rekabetçi üretim politikalarının hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Dileğimiz; üreticisinden işçisine, sanayicisinden ihracatçısına kadar tüm sektörün kazanacağı, bereketli, huzurlu ve sürdürülebilir bir fındık sezonu yaşanmasıdır.

 

HAFTANIN SÖZÜ

“Günü kurtarmak değil, geleceği kazanmak için üretmeli, mücadele etmeli ve birlikte büyümeliyiz.”

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar