3.02.2026
Üreticiyi yanlış yönlendirme…
Gazete ve internet cenahında yer alanlar; “Söz uçar yazı kalır” diyerek satırlara döküp uyarmaktan imtina etmediler!
Görüntülü ve sözlü medyadaki meslektaşlarımız, “Çok lâf yalansız olmaz” diyerek, “Ağızdan çıkanı kulak duymalı” gerçeği ise hatırlatmak vazgeçmediler!
Ama birileri “Siz ne derseniz deyin, biz bildiğimizi okuruz” babından
hareket eylemekten hiç ama hiç ama hiç geri kalmadılar.
Fındık köylüsünü, hadi diyelim fındık üreticisini yanıltmaktan, yanlışa yönlendirmek geri durmadılar.
Ama artık, üreticinin tahammülünü de bitirdiler ve “Mızrak da çuvala sığmıyor!”
Halkın tümü adına olan bir işi icra eden ben diyeyim “Meslektaşlarım”, siz söyleyin “Gazeteciler” tahammül sınırlarını aşan vaatlerle yaşanan gerçekleri ortaya koymaya başladılar.
Tıpkı önceki gün Yeni Giresun Gazetesi’nde yer alan haber-yorumda olduğu gibi.
Söz konusu haberin sadece girişini paylaşıp, geri kalan kısmını da Google’ye başvurup internet üzerinden okuyabileceğinizi hatırlatıyorum.
*
İşte o haber:
“Fındık piyasasında geçtiğimiz haftalarda yaşanan yükseliş trendi, yerini sert bir düşüşe bıraktı. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in ‘Fındık 400 lira olacak’ açıklamalarının ardından fiyatlar, beklentilerin aksine 205 lira bandına kadar geriledi. Yanlış yönlendirildiklerini savunan üreticiler, hem Adıgüzel’e, hem de CHP kanadına tepkili.”
Rekabet Kurumu göreve…
Milletten vekâlet alanlar ile üretici adına ZO’larda görev üstlenenlerin, yanlış yönlendirmeler ile fındıkta 400’den dem vurmaya devam etmeleri artık bir yerleri harekete geçirmeli!
Yanlış anlaşılmasın, “Asla fındığın fiyatı 400 olamaz” demiyorum.
Ama Eylül ayından beri olup-bitenler, yaşananlar, fiyatların seyri ortada.
Ancak, Eylül’de “Satmayın 400’e varacak, hatta aşacak” denilmedi mi?
Denildi. Hatta ben diyeyim “Köylüye”, onlar desin “Üreticiye” yaptıkları çağrıyı, Ekim, Kasım, Aralık’ta da sürdürdükleri olmadı mı?
Oldu!
Üreticiye fındığını o günlerde 350 liralık fiyatlardan sattırmayanlar, Ocak ayı bugün bitiyor ama onlar hâlâ adeta, “Erkek adam sözünden dönmez” diyerek “Aynı hamam, aynı tas” a, 400 çağrıları ile örnek teşkil etmeye devam ediyorlar.
Adeta, “İnadım inat” diyerek vazgeçmiyorlar.
Üreticiyi yanıltmaya mı dersiniz, yoksa kandırmaya mı bilemem ama zarar ettirmeye devam ediyorlar.
Bazılarının fındığı dahi olmayan bunlara birilerinin, bir yerlerin “Durun” demesi, hatta ceza kesmesi lazım!
Acaba bu Rekabet Kurumu denilen kuruluşun müdahalesini gerektirmiyor mu?
Öyle ya, piyasa dengelerini bozup, haksız rekabete, zarara sebep olmak söz konusu olduğunda Rekabet Kurumu duruma müdahil oluyor ise, üreticiyi yanıltarak kaybına sebep olan beyanlarda bulunan etkili ve yetkililerle ilgili de bir şeyler yapması gerekmez mi?
Fındığı satıp altın alsalardı…
Çeyrek asır önce, 17 Haziran 2000’de, Ankara’da “Fındık Kabuğuna Sığmıyor” başlığı altında yapılan panelde bu ürüne “Altın Sarısı” unvanı yakıştırılmıştı.
Panelin amacı, “Fındığın hem üreticiler, hem de bütün Türkiye için taşıdığı öneme layık biçimde kamuoyunun gündemine getirilmesi ve tarım politikalarının ilgili kesimlerce sağlıklı bir şekilde yapılması” olarak belirtilmişti.
O günden bugüne iyi gidişlerde oldu, kötülerde…
Burada fındığa yakıştırılan “ALTIN” ifadesi üzerinden, fındığa sadece stoklayarak, saklayarak para kazanma hesabı yapanların kayıplarına dikkat çekmek isterim.
Örnek mi?
Bu yılın Eylül ayının sonlarında 50 randıman fındığın kilosu 300 lira idi değil mi?
Altının gramı kaç lira idi? Yaklaşık 5.000 TL.
Peki bugün altın kaç lira? 7.200 TL.
Yani yaklaşık yüzde 40 artmış.
Bugün fındık kaç lira? 300 TL’nin altında.
Peki. Üretici, “Sakın satmayın” diyenlere uyacak yerde, o gün fındığını 300 TL’ ye satıp altın alsa idi fındığına tekabül eden fiyat kaç lira olacaktı? 420 TL değil mi?
Ezcümle; fındık bir ekonomik üründür. Fındık üreticisi de ekonominin kurallarını bilmelidir. Fındıktan para kazanmanın sadece onu stoklamak ile olmadığını da anlamalıdır.
Yanılmamalı, yanıltanlara da uymamalıdır.
Zaten bir kez yanılırsa suç başkalarındadır. Ama sürekli yanıltmalara uyuyorsa, bile ki kabahat kendindedir.
Fındıkta olduğu gibi, her işte de böyle değil mi?
Gidişat vahim…
O ki fındıkta diğer aktörlerden söz eyledik, “Bu da gerçek değil mi?” diye sorularak yapılan gönderiden bir parçayı da sütunlara taşımak hasıl oldu.
*
İşte o satırlar:
“Sanayiciler fındık alır, alıyor. Fındık onlar için hammadde. Bir sanayici için hammadde güvenilir, istikrarlı fiyatlı ve istenilen standartta olmalı. Bizim fındığımızda ve sektörümüzde bunların hangisi var?
Sanayi tombul fındık ister. Biz de 22 çeşit fındık var!
Fiyat istikrarı yok. Arz istikrarı yok. Bazen bir ton fındık bile bulamazsın satan almak için. Adeta alıcılar, “İstesin istemesin bizden fındık almak zorundalar” mantığı ile yıllardır ticaret yapmaya çalışıyoruz. Kullanıcı alternatif bulduğunda arkasını dönüp gidecek, gidiyor.
Onun için uzun vadeli hazırlıklar yapıyor. Ya da kullanma yüzdelerini ağır ağır azaltıp, başka ürünlerle yola devamı planlıyor.”
5-10 yıl sonrası kriz…
Ordu’da faaliyet gösteren Gürsoy Fındık’ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Necdet Gürsoy ufukta gözüken acı gerçeğe bir kez daha dikkat çekmekten geri durmadı.
UFK Başkanlığı da yapmış olan, Gürsoy, Dünya genelinde Türkiye dışındaki fındık üretim alanlarının hızla artışına dikkat çektiği son değerlendirmesini, “Türk fındığının rekabet gücünü ciddi biçimde tehdit ediliyor. Küresel üretim stratejilerinin temel amacının Türk fındığına olan bağımlılığı azaltmaktır” diyerek açık açık dile getirdi.
Fındık fiyatlarını etkileyen en önemli unsurun Türkiye dışındaki üretim alanlarının artışı olduğunu bir kez daha hatırlattı.
İtalya, Şili, Gürcistan, Azerbaycan ve ABD’nin Oregon eyaletinde kurulan yeni fındık bahçelerine dikkat çekti.
Bu üretim alanlarının doğal piyasa koşullarıyla değil, çok uluslu firmaların bilgi birikimi ve finansman desteğiyle oluşturulduğunu özellikle vurguladı.
Ve de en acı gerçeği, kara kara düşünerek olsa da ortaya koydu:
“Mevcut gidişat riskler barındırıyor. Önlem alınmaması halinde Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere fındık üretim bölgelerinde önümüzdeki 5-10 yıl içinde ciddi ekonomik sorunların yaşanabilecektir.”
Daha ne desin ki?


