Karaçuha: Fındıkta en büyük zararı tedarikçi ve ihracatçı yaptı

Karadeniz Sohbetleri’nde Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Karaçuha Fındık Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Karaçuha, fındıkta fiyat artışı beklentisiyle yapılan hamlelerin sektöre ağır bir maliyet çıkardığını söyledi.

info@karadenizekonomi.com / 16.02.2026

Karaçuha: Fındıkta en büyük zararı tedarikçi ve ihracatçı yaptı

Karaçuha, bu sezon en büyük kaybı tedarikçi, ihracatçı ve fabrikacı kesimin yaşadığını belirterek, “Hem ticarette zarar ettik hem de yüksek finansman maliyetleri nedeniyle bankalara çift zarar yazdık” ifadelerini kullandı.
Sektörde fiyat beklentisi üzerinden yapılan pozisyonların dengeleri bozduğunu vurgulayan Karaçuha, maliyet baskısı ve pahalı finansmana erişimin sanayici üzerindeki yükü artırdığını kaydetti. Karaçuha, sürdürülebilir bir yapı için maliyet odaklı ve rekabetçi bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Fındık sektörünün mevcut yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fındığın üretici, tedarikçi ve ihracatçı olmak üzere üç temel ayağı var. Bunun yanında Avrupa başta olmak üzere güçlü bir alıcı kitlesi bulunuyor. Üretici ürününü yüksek fiyattan satmak ister, tedarikçi aradaki marjla kazanç sağlamayı hedefler, alıcı ise dünya şartlarında en uygun maliyetli ürüne yönelir. Bu denge doğru kurulmadığında sektör kırılgan hale geliyor.

Küresel alıcı davranışı açısından Türkiye’nin konumu nedir?
Alıcı duygusal davranmaz. Bizim sattığımız fiyatın daha aşağısını başka bir ülkede bulursa doğal olarak oraya yönelir. Bu nedenle yalnızca “en çok üretici biziz” yaklaşımı yeterli değil. Rekabetçi politika üretmek zorundayız.
Dünya pazarındaki payımıza ilişkin bir risk görüyor musunuz?
Bugün dünya fındık üretiminde yaklaşık yüzde 60 paya sahibiz. Ancak gerekli yapısal adımlar atılmazsa 10–15 yıl içinde bu oranın yüzde 40–45 bandına gerilemesi mümkün. Böyle bir senaryoda küresel pazardaki ağırlığımız ciddi şekilde azalabilir.

Bu riskin temel nedeni nedir?
Maliyetlerimiz yüksek. Üretimi artırarak ve verimliliği yükselterek birim maliyetleri düşürmemiz gerekiyor. Rakip ülkelerin sattığı fiyat seviyesine yaklaşamazsak sektör doğal olarak daha ucuz tedarik noktasına kayar.

Verimlilik konusunda tablo nasıl?
Bölgemizde dönüm başına ortalama 80–90 kilogram verim alıyoruz. Oysa bu rakamın en az 150–200 kilogram seviyesine çıkarılması gerekiyor. Verimlilik artışı sağlanmadan maliyetleri aşağı çekmek mümkün değil.

Bu sezon sektörde yaşanan tabloyu nasıl özetlersiniz?
Fiyatların yükseleceği beklentisiyle yapılan hamleler sektöre ağır bir fatura çıkardı. Bu yıl en büyük zararı tedarikçi, ihracatçı ve fabrikacı yaptı. Hem ticari anlamda zarar edildi hem de finansman maliyetleri nedeniyle bankalara çift zarar yazıldı.

Finansman konusu sektörü nasıl etkiliyor?
Sanayicinin en büyük sıkıntısı paraya pahalı ulaşması. Yüksek faiz ortamında finansman maliyeti işletmelerin yükünü artırıyor. Bu durum hem stok yönetimini hem de fiyat istikrarını olumsuz etkiliyor.

Bölgesel üretim potansiyeline ilişkin görüşünüz nedir?
Samsun’da ciddi bir potansiyel var. Planlı bir üretim seferberliği ile 300 bin tonluk üretim seviyesine ulaşmak mümkün. Ancak bu artışın verimlilik ve kalite odaklı olması gerekiyor.

Sektörün geleceği için öncelikli adım ne olmalı?
En çok üretmek tek başına yeterli değil. En çok üretmek haklı olmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele katma değerli ürün üretmek. İşlenmiş ve markalı ürünlerle küresel pazarda daha güçlü bir konuma gelmeliyiz.

Son olarak vermek istediğiniz mesaj nedir?
Fındık stratejik bir ürün. Ancak duygusal değil, rasyonel ve rekabetçi politikalarla yönetilmeli. Verimlilik artışı, maliyet kontrolü ve katma değerli üretim odağında hareket edilmezse uzun vadede küresel ağırlığımızı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar