10.02.2024

Almanya neden ayağa kalktı?

Almanya’da aşırı Nazist Parti (Afd) kamuoyu yoklamalarında %20’yle birinci parti çıkınca, orta sınıf sokağa çıktı. Ocak’ın son haftasında 230 gösteri gerçekleştirildi. Slogan tek: Nazizme geçit yok, yaşasın özgür toplum…

Konfor alanını çok önemseyen ‘’orta sınıf’’ın hemen her kesimi, hatta kilise mensupları gösterilerde yer alıyor. Berlin’deki yürüyüşte,  ünlü Reichstag Yangını’nı anımsatırcasına ‘’Biz toplumun güvenlik duvarıyız! ‘’dediler.

Alman Parlamentosu üyesi 50 milletvekili Afd’yi ‘’kapatma’’ yanlısı. Bu grubun içinde Hiristiyan Demokrat’lar bile var. Harekete geçmek için Anayasayı Koruma Örgütü’nün ( BfV) kararı bekleniyor. Cumhurbaşkanı Steinmeier resmi ziyarette bulunduğu Vietnam’da diplomatik geleneği bozdu ve ‘’Almanya toplumu sorumluluklarını  biliyor!’’ dedi.  Bu hafta bir ‘’Demokrasi Zirvesi’’ düzenledi.

Çıkışı bir ‘’toplumsal panik’’ olarak niteleyebilir miyiz?

Tepki, Afd’nin eriştiği oy oranından çok, Nazizmin  cüreti… 

Uyumsuz göçmenlerin ülke dışına (deport) çıkarılmasını istiyorlar. ‘’Her yıl 200 bin‘’ sayısını veriyorlar. İktidara gelme konusunda içte / dışta herkesle işbirliği yapmaya hazırlar. Sonrasında  ‘’Yeniden Auschwitz’ler Açılmalı‘’, ‘’Etnik Temizlik Yapılmalı’’ sloganları gelecek, bu kesin.

Toplum çıkışını ‘’Sürekli ses çıkarmalıyız,demokrasiyi korumalıyız ‘’ sözleriyle tanımlıyor, bir panik hali yok. Eylemlerin kesintisiz ve kendisini hissetirici olması gerektiğini biliyorlar, hepsi bu.

Bu demokratik refleksin ucu, 2.Dünya Savaşı sonrasına dayanıyor.

Dört yılda yazılan 1949’daki Almanya Temel Yasası’nın -anayasa denmiyor- ilk 16 maddesi ‘’kişi hak ve özgürlükleri’’ni tanımlıyor. 21.madde, aşırı sağ/sol partilerin yasaklanmasını öngörüyor. 1952 ve 1956’da bu yolla 2 parti kapatıldı. Temel Yasa’ya  karşıt eylemleri izlemek için bir Anayasayı Koruma Örgütü var. Anayasa’nın için ‘’Orta Sınıf ‘’(mittelstand) ve ‘’ Sosyal Piyasa Ekonomisi’’ kavramları yer alıyor. Bu kavramlar bir uygulama hükmünden çok bir  felsefi ifade, aşırılığa karşı biçimlendirilmiş bir zırh.

Hitler’in 1933 iktidarıyla  rafa kaldırdığı Weimar Anayasası bütün bu hükümlerle  güçlendiriliyor ve toplumun eline bir ‘’yaşam pusulası‘’ olarak veriliyor.

Sokaktaki Almanya, Hitler’in siyasal manifestosu olan Mein Kampf’a  bir cevap olduğu kadar

elindeki yaşam pusulasını nasıl okuduğunun sınavı oluyor. 

Bir de son söz: 6 Şubat Depremi’nin  yıldönümünde ‘’Sesimizi duyan var mı?’’ fotoğrafı beni çok düşündürdü. Adıyaman İsias Oteli failleri gibi ‘’sorumlu’’ sayısını arttırmak gerek. Kıbrıs Türkleri bu konuda örnek bir duruş kanıtlıyor. Bir Antakya Anlatısı ‘nın yazarı Feris Kuseyri‘nin sözleriyle ‘’Umudumuz Tetiktedir’’olmalı.

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar