2.05.2026

Doğu Avrupa’ya bakmak-3

Macaristan’ın doğusunda 3 ülke Romanya, Moldova ve Bulgaristan konumlanıyor. Polonya kuzeyine düşüyor.

Bu ülkeler, Moldova hariç, AB ve NATO üyesi. Hepsinde istikrarlı bir büyüme ve iktisadi bir canlılık var.    

Ama seçimlerde hepsi bir ‘’sıkıntı’’ yaşıyor.

Kendisini ‘’halkın sesi’’ olarak kabul eden bir kişi, tüm demokratik değerleri ayaklar alarak Batı dünyasına  meydan okuyor.

Bu ‘’neden’’ böyle?

Öncelikle ‘’nasıl’’ sorusunu sormak daha anlamlı…

Bütün bu ülkeler bir ‘’sosyalist tatbikat’’ yaşadı,bilerek ‘’ sosyalizm’’ demiyorum.

Kitaba uygun bir merkezi planlama,tüm işletmelerin  kamu mülkiyetine geçmesi, tarımı saymaz isek içinde ‘’ özel’’ sözcüğünün  geçtiği her olgunun yasaklanması.      

Bu uygulama kuşkusuz ‘’yeknesak’’ değildi. Bulgaristan gibi saatleri ayarlama konusunu bile Moskova’ya soran yönetim anlayışıyla, Romanya gibi Moskova’ya çok mesafeli duruş gösteren örnekler yaşandı.

Ama bir ‘’ortak payda’’ kesindi: Piyasa denilen olgu, merkezden parti yönetimiyle güdülüyordu. Fiyatlar sistemi ‘’gölge’’ olarak oluşmuştu.

Eğitim öyle şekillenmişti ki ‘’kimin nasıl düşüneceği ‘’ konusu parti yönetiminin  kararıyla oldu.

Bunun sonucu ‘’demokratik kurumlar’’ oluşmadı. Tek kurum, KP örgütü ve üretilen değerin bölüşümüne karar veren bir ‘’aparatçik’’ (besleme partililer) sınıfıydı.

Sonra 1989’daki ‘’sel’’ hepsinde baraj kapaklarını patlattı, her şey yeniden başladı. Bu ‘’sel’’ in ‘’kendiliğinci’’ bir hareket değildi.Bulgaristan   ve Moldova dışındaki 3 ülkenin insanı  ‘’sokakta’’,  rejimlerin devrilmesinde rol oynadı.

Sonrasında varsayıldı ki, ortada bir ‘’dikotomi’’ hali vardır, ‘’merkez’’in karşıtı ‘’piyasa’’ dır. Nişanyan Sözlüğü ‘’dikotomi’’ için ’’ikiye bölme’’ olarak veriyor, bunlar birbirini dışlayan iki seçenektir.

Her şey ‘’piyasa’’ manivelasına bağlandı. Gölge fiyatlar bir anda ‘’ gerçek fiyata’’ dönüşüverdi. Freiburg Okulu olarak anılan Ordo Liberallerin ‘’piyasa özgürlüğü, sosyal eşitlik gerektirir’’ tesbiti unutuldu.

‘’Unutturuldu’’ demek daha doğru olacak…

Zira, batılı daha doğrusu Anglo-Sakson düşünceye egemen olan ‘’pragmatizm’’ piyasayı ve fiyatların varlığını ‘’yeterli’’ olarak kabul etti.

Başta Merkez Bankası gibi gerekli olan kurumlar ‘’şeklen’’ var edildi. Kamusal mülkiyetin yeni sahipleri ya ‘’besleme aparatçikler’’ ya da yabancı sermaye oldu. Yoğun  bir ‘’ işten çıkarma ‘’ uygulandı.

Bu ‘’demokrasi anarşisi’’ döneminde, önce Polonya, Macaristan, sonra da  Romanya, Bulgaristan AB üyesi yapıldı. AB siyasetinin fiili lideri Bayan Merkel’in Bulgaristan ve Romanya için ‘’ Onlar bizim arka bahçemiz, üyeliklerine mecburuz ‘’ sözleri akıldadır.

Bu 35 yıl boyunca kendisini ‘’ortada kalmış’’ hisseden  halkın ‘’deli fişek’’  gibi  ne idüğü belirsizlere oy vermesine hiç şaşırmamak gerek…

Bir Bulgaristan bu yolda 5 yıl boyunca 8 seçim yaptı. Nisan’da  %45 oy alan Radev’in temel sloganı ’’rüşvet+çıkar karşıtlığı’’üstüne kuruluydu. Ağır da olsa yol alınıyordu… 

’Demokrasi Takvimi’’ işliyor: Macaristan’da çeteci zenginlerin ülkeden kaçısı sürerken, seçimin galibi Magyar, AB yönetiminden 17 Milyar Euro’lık blokajı ‘’kaldırtma’’ sözünü aldı.

Doğu Avrupa, demokrasiyi inşa etmenin sancısız olmadığını anlatıyor, bu yönüyle izlenmeye çok değer.   

 

Yaşar Kemal diyor ki: Çağımızda karmakarış insan ilişkileri var. Bu ilişkiler her gün  biraz daha karıştırılıyor, adeta bir kördüğüm oluyor. Ama bu karmaşayı da veremeden de insana varılamaz.

 

Not: Çernobil Patlaması’nın 40. yılında Rus-Ukranya savaşı yeni nükleer sızıntı olasılığı yarattı.

Not: İsrael Cumhurbaşkanı, Netenyahu için ‘’ özel af’’ istemini red etti. Birleşik Cephe oluştu bu Ekim seçimlerinde ‘’büyük umut’’.

Not: 49.İktisatçılar Haftası ‘’Toplumsal Kriz Belirsizlikler’’ konusunda, 5-6 Mayıs’da İstanbul Barosu binasında gerçekleşecek.

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar