26.06.2026
Bu sözü bir babanın çocuğuna bile söylemesinde samimiyeti tartışılır. Bir eşin diğerine söylemesindeyse, çoğu zaman dudaklarda müstehzi, muzip bir gülümseme belirir!
Oysa Türk Medeni Kanunu’nun yasal mal rejimi olan 'edinilmiş mallara katılma rejimi' neredeyse bu anlama geliyor.
Bu rejimde, evlilikte edinilmiş mallar; kimin geliriyle alınmış veya kimin üzerine kayıtlı olursa olsun, eşler tarafından ortak edinilmiş kabul ediliyor.
Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak edinilmiş mallara katılma rejimi dışında mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimlerinden birini de seçebiliyor.
Ama ülkemizde edinilmiş mallara katılma rejiminin hâkim olduğunu söyleyebiliriz.
Vergi idaresi, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerliyse, miras yoluyla eşten intikal eden malların vergilendirilmesinde sağ kalan eşe ait kabul edilen payları dışarıda tutuyor.
Eşlerden birinin ölümü hâlinde, terekede edinilmiş mallar varsa iki farklı tasfiye uygulanıyor. İlki, öncelikli olan aile hukuku kaynaklı mal rejimi tasfiyesi; ikincisi ise miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesi.
İdare, mal rejimi tasfiyesi sonucunda sağ kalan eşe verilen malların veraset ve intikal vergisine tabi olmadığını kabul ediyor.
Ölen eşin terekesinde evlilikte edinilmiş mallar, mirasın tasfiyesinden önce mal rejimine göre tasfiye ediliyor. Edinilmiş malların yarısı sağ kalan eşe veriliyor.
Sadece mirasın tasfiyesi yoluyla intikal ettiği kabul edilen diğer yarısı VİV’ye tabi tutuluyor.
Mal rejiminin tasfiyesinin verginin az ödenmesini sağlaması iyi olmakla beraber, mirasçıları birbirine düşürmesi tehlikesini göz önünde bulundurmalı! Ne de olsa tereke küçülüyor.
VİV sadece veraset yoluyla intikallerde ortaya çıkmıyor. Yaşayanlar arasındaki karşılıksız intikallerde, bağışlarda da vergi ödenmesi gerekiyor. Eşler arasında gerçekleşen karşılıksız intikaller dâhil!
Edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı durumda, eşler arasındaki ivazsız intikallerin vergiye tabi olup olmadığı tartışılabilir.
Eski Türk Medeni Kanunu’nda 'mal ayrılığı' yasal mal rejimiydi. Doğal olarak, eski kanun döneminde çıkarılan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, edinilmiş mallara katılma rejiminin kendine has yönlerini dikkate almıyor.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eş öldüğünde veya eşler boşandıklarında yarısında hak iddia edilebilecek malların, yaşarken bir eşten diğerine karşılıksız intikalinin vergilendirilmesi çelişkili, tuhaf bir durum.
Kimse sorun yaşamadığı için olacak, bu konuda verilmiş bir özelgeye rastlamadık; idarenin görüşünü bilmiyoruz.
İdare, liberal bir yorum yaparak mevcut düzenlemeler çerçevesinde VİV’ye tabi olmadığını söyler mi? Sanmıyorum, söylemez.
VİV Kanunu değişir mi? Anayasa değişir VİVK değişmez.
Karşılıksız intikaller için kim vergi ödüyor, kim takip ediyor, yazacak başka konu mu kalmadı diye evli dostların homurdandığını işitir gibiyim!
Tamam, konuyu kapattım.



