23.01.2026
Türkiye imalat sanayisinde istihdam, son dört yılın en düşük seviyesine inmiş durumda. TÜİK verileri, sanayi üretiminin bel kemiği olan imalat sektöründe yaşanan bu gerilemenin artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını ortaya koyuyor.
Bu tablo, geçici bir yavaşlamadan çok, yanlış öncelikler ve geciken yapısal çözümlerin sonucudur.
İmalat istihdamındaki düşüş; iç talepteki zayıflama, yüksek enerji ve finansman maliyetleri, küresel rekabet baskısı ve yatırım iştahındaki gerilemeyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak sahadaki en kritik sorun nettir: Organize Sanayi Bölgeleri’nde kamulaştırma ve altyapı süreçleri ülke genelinde kabul edilemeyecek kadar yavaş ilerlemektedir.
Bugün Türkiye’de yatırım yapmak isteyen sanayici, makineye değil arsa bulmaya, üretime değil altyapı beklemeye zorlanmaktadır. Yol, enerji, su, doğalgaz ve lojistik altyapısı tamamlanamayan OSB’ler, yeni yatırımların ve binlerce potansiyel istihdamın önündeki en büyük engel hâline gelmiştir. Bu gecikmeler, yalnızca sanayiciyi değil, doğrudan istihdamı ve büyümeyi olumsuz etkilemektedir.
Ekonomi yönetiminin bu tabloyu yalnızca faiz, enflasyon ve finansman başlıklarıyla okuması yeterli değildir. Sanayi altyapısı ve yatırım ortamı, istihdam politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır. Kamulaştırma süreçlerinin yıllara yayılması, yatırımcıya belirsizlik sunmakta; belirsizlik ise yatırımı durdurmaktadır.
Veriler açıkça göstermektedir ki tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerde yaşanan istihdam kayıpları, sanayide dönüşüm ihtiyacını hızlandırmıştır. Ancak dönüşüm, sadece söylemle değil; hızlı, net ve sahaya yansıyan kararlarla mümkündür. OSB’lerde arsa üretimi ve altyapı yatırımları hızlandırılmadan, imalat sanayisinde kalıcı bir istihdam artışı sağlanamaz.
Buradan ekonomi yönetimine açık bir mesaj vermek gerekiyor:
Sorun tespit edilmiştir, ancak çözüm üretme ve uygulama hızı yetersizdir.
Sanayicinin bekleyecek zamanı yoktur. Her geciken kamulaştırma, her tamamlanamayan altyapı yatırımı; kaybedilen bir yatırım ve gerçekleşmeyen bir istihdam anlamına gelmektedir.
İmalat istihdamındaki gerileme kader değildir. Çözüm bellidir:
Kamulaştırma süreçleri hızlandırılmalı, OSB altyapıları öncelikli yatırım alanı ilan edilmeli ve yatırımcıya net takvimler sunulmalıdır. Ekonomi yönetimi, sonuç üreten ve ölçülebilir çözüm odaklı politikalarla sanayiye güven vermek zorundadır.
Aksi hâlde, istihdamdaki bu düşüş sadece bir istatistik değil, ekonomik fırsatların kaçırıldığı bir dönemin kaydı olarak tarihe geçecektir.
HAFTANIN SÖZÜ
“Yatırım bekler ama istihdam beklemez; geciken her karar, kaybedilen bir fırsattır.”


