13.02.2026

Merkezileşen ekonomi, deprem riski ve Anadolu için kaçırılmaması gereken fırsat

İstanbul’da yaşayan nüfusun memleket dağılımı, Türkiye’nin uzun yıllardır süregelen ekonomik ve sosyal gerçekliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Son paylaşılan verilere göre İstanbul’da en fazla nüfusa sahip iller arasında Sivas ilk sırada yer alırken; Kastamonu, Ordu, Giresun, Tokat, Erzurum, Malatya, Trabzon ve Samsun gibi Anadolu ve Karadeniz illerinin ağırlığı dikkat çekiyor.

Bu tablo yalnızca demografik bir veri değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin göç politikalarının, istihdam yapısının, sanayi yerleşiminin ve bölgesel kalkınma anlayışının net bir yansımasıdır.

İstanbul’un Yıllardır Süren Ekonomik Çekim Gücü

İstanbul; sanayi altyapısı, ticaret hacmi, finans sektörü ve hizmet ekonomisiyle uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en güçlü ekonomik çekim merkezi oldu. Anadolu’nun birçok kentinde sınırlı kalan istihdam olanakları, özellikle genç ve nitelikli iş gücünü İstanbul’a yönlendirdi.

Bu süreç İstanbul’u büyütürken; Anadolu’da nüfus kaybına, üretim zayıflamasına ve beşeri sermayenin merkezileşmesine yol açtı. Karadeniz ve İç Anadolu illerinin İstanbul’daki nüfus yoğunluğu, göçün temel nedeninin sosyal değil, doğrudan ekonomik olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Görmezden Gelinemeyecek Gerçek: Deprem ve Aşırı Ekonomik Yoğunlaşma Riski

Ancak bugün bu tabloyu sadece göç ve ekonomi başlığı altında değerlendirmek büyük bir eksiklik olur. Türkiye’nin deprem gerçeğiyle birlikte düşünüldüğünde, İstanbul’un ülke ekonomisinin yaklaşık %70’ini ayakta tutan bir merkez haline gelmiş olması, artık yalnızca bir kalkınma tercihi değil, ulusal ölçekte ciddi bir risktir.

Olası büyük bir İstanbul depreminde yaşanacak can ve mal kaybının yanı sıra; üretim zincirlerinin kopması, finansal sistemin aksaması ve sanayinin durma noktasına gelmesi, Türkiye ekonomisi için telafisi çok zor bir çöküntü anlamına gelebilir. Bu nedenle sanayinin ve üretimin İstanbul’da bu denli yoğunlaşması, sürdürülebilir değildir.

Sanayide Yeni Dönem: İstanbul’dan Anadolu’ya Açılan Zorunlu Yol

Bugün gelinen noktada önemli bir kırılma süreci yaşanıyor. İstanbul’daki büyük sanayi kuruluşları; artan maliyetler, arsa sıkıntısı, lojistik baskılar ve sürdürülebilirlik kaygılarının yanı sıra deprem riskini de dikkate alarak Anadolu’ya yönelme eğilimini hızlandırmış durumda.

Bu sürecin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Sanayi ve Teknoloji Master Planı çerçevesinde planlı ve kontrollü bir şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Amaç; sanayinin tek bir şehirde yoğunlaşmasını azaltmak, üretimi Anadolu’ya yaymak ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmak.

Bu adım, artık bir tercih değil; ekonomik güvenlik ve afetlere karşı dayanıklılık meselesidir.

Kritik Soru: Anadolu ve Karadeniz Bu Dönüşüme Hazır mı?

Ne var ki büyük sanayi yatırımları yalnızca niyetle hayata geçmez. Güçlü Organize Sanayi Bölgeleri, sağlam altyapı, enerji arzı, ulaşım ve lojistik ağları ile nitelikli iş gücü bu sürecin olmazsa olmazlarıdır.

Anadolu ve özellikle Karadeniz illerinin; genişleme alanı olan, altyapısı tamamlanmış, liman ve kara yolu bağlantıları güçlü OSB’lere sahip olması büyük önem taşıyor. Altyapısı yetersiz, planlaması eksik bölgelerin bu dönüşümden pay alması zor görünüyor.

Hazır Olan İller Kazanacak

Önümüzdeki dönemde;

Altyapısını tamamlamış,

OSB’lerini genişletmiş,

Ulaşım ve lojistik ağlarını güçlendirmiş,

Sanayi–şehir dengesini doğru kurmuş iller

hızla büyüyecek, istihdam yaratacak ve tersine göçü başlatacaktır. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik değil; sosyal ve demografik bir yeniden yapılanmayı da beraberinde getirecektir.

Yerel Yönetimler ve Siyaset İçin Tarihi Sorumluluk

Bu süreçte yerel yöneticilere, iş dünyasına ve siyasilere çok büyük görevler düşüyor. Merkezi hükümetin sunduğu fırsatları doğru okumak, projeleri hazır hale getirmek ve yatırımcıya güven veren bir ortam oluşturmak artık bir seçenek değil, zorunluluktur.

Sanayiyi bekleyen değil; sanayiyi çağıran, hazır olan ve planlı büyüyen şehirler bu yarışta öne çıkacaktır.

Sonuç: Göç Haritası Aynı Zamanda Bir Uyarı Haritasıdır

İstanbul’un göç haritası bize yalnızca bugünü değil, geleceği de anlatıyor. Bu harita, aynı zamanda deprem gerçeğiyle birlikte okunduğunda açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Sanayi ve üretim acilen Anadolu’ya yayılmalı; ekonomik yük tek bir şehrin omuzlarından alınmalıdır. Aksi halde, olası bir afette yaşanacak can kayıplarının yanı sıra, ülke ekonomisinde derin ve kalıcı yaralar açılması kaçınılmaz olacaktır.

Türkiye’nin daha dengeli, daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir büyüme modeli için Anadolu artık izleyen değil, merkezin bir parçası olmak zorundadır.

 

HAFTANIN SÖZÜ

“Hazır olan şehirler büyür, hazır olmayanlar izler.”

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar