22.08.2026
Göbeklitepe Kazı Başkanlarından Profesör Dr. Klaus Schmidt, Luckert’in ‘’ Göbekli Tepe’’ adlı kitabına 2012’de yazdığı önsözde şu tesbitleri yapıyordu:
- İnsanoğlunu doğayla yeni bir ilişki geliştirmesinde gıda kaynaklarındaki kıtlık etken değildir. Aksine ani iklim değişikliği havayı daha ılıman kıldı, gıda ürünleri arttı.
- ‘’Bereketli Hilâl’’ giderek yeşillendi, hilâl şeklindeki düzlük hem hayvanlar hem de insanlar için ideal hayat koşulları sundu.
- Taş devrinin avcı ve toplayıcılarının elinin altında sadece yabani hayvanlar değil, birçok bitkisel gıda da vardı. Bu geliştirilmiş çiftçilik stratejileriyle birleşince toplayıcıların uygun yerlere ve köylere yerleşmesine izin verdi.
- Kısa süre sonra neolitik çağın temelini oluşturan gıda üretimi olgusu eklendi.
- İnsanlık tarihinde ilk defa belli bitki türleri, kısa süre sonra da hayvan türleri evcilleştirildi. Bu süreç Neolitik Devrim olarak adlandırıldı.
- Göbeklitepe’de araştırmalarımız sadece geçim ve ekoloji alanlarıyla sınırlı olmaması gerekir. Öldüren İnsan dünyasının dışına uzanırız. Bu keşifler ‘’Yeni İmgeleme Bilimi’’nde söz konusu olduğu gibi ‘’Anma Tarihi ‘’ için malzeme sağlar.
- Kazılarımızın ana amacı bu imge temelli kaynaklara ve değerlendirmelerine erişmek oldu.Yapacak daha çok işimiz var.
- Göbeklitepe anıtları 12 bin yıl önce yaşamış taş devri toplumunu ortaya çıkardı.Bu toplum bunları gerçekleştirmek için teknoloji ve lojistik konusunda daha derin bilgileri ve insangücünün organizasyon yetisinden daha büyük bir beceri gerekliydi. Efsanevi Törenler terimi bir orkestra şefinin arşesi gibi insan hayatının ritmini düzenleyen bir ortama işaret eder.
X
Keban Kurtarma Kazısı’ndan (1968) başlayarak nerdeyse Güneydoğu Anadolu kazılarının tümünde yer almış, ‘’hocaların hocası’’ Prof.Dr. Mehmet Özdoğan Neolitik Formlara bir Retrospektif Bakış başlığıyla çığır açıcı yeni bir makale yayınladı. Bu çalışma bir anlamda yarım yüzyılın elek üstünde kalmış doğrulanmış bilgilerini içeriyor.
Hoca öncelikle bu bölgeyi Yukarı Mezopotamya’dan ayırıyor ve ‘’Fırat-Dicle Havzası’’ şeklinde deyimlendiriyor.
Sonra, Göbeklitepe’de yaratılan kültürün özgün ve bağımsız olduğunun altını çiziyor ‘’Göbeklitepe Kültür Bölgesi’’ deyiminin kullanılıyor.
Göbeklitepe Kültürü’nün özgün yanları nedir?
Prof. Dr. Özdoğan bu özellikleri 5 başlık altında topluyor:
+Geçim kaynakları zengin.
+Yerleşim yerinin yapı çeşitlenmesi var. Farklı yapı malzemesi kullanılıyor ve yuvarlak mekân tipinden dikdörtgen bina tipine geçiş gözleniyor..
+Sosyal tabaklalaşma yaşanıyor ve ortada bir sosyal eşitsizlik var. Bunu en çok gömme biçimlerinde görüyoruz.
+Yenilikçilik yaşanıyor. Deneme-sınama yöntemiyle örnek çoğaltılıyor ve ürün günlük yaşamda olağanlaştırılıyor.
Özdoğan hoca her uygarlık gibi Göbeklitepe Kültür Yerleşmesi’nin sonunun geldiğini ‘’Kireç taşı üstüne oturmuş plato artan nüfusu besleyemedi, göç zorunlu oldu’’ sözleriyle anlatıyor.
Urfa yöresinden bu insanlar nereye göç ediyorlar?
32 yıldır Kırklareli’nde de kazı ve araştırmalar yapan ‘’Bilim Önderi’’ Mehmet Özdoğan Hoca ‘’Ilıman Trakya’ya göçtüler’’ sözleriyle bu soruyu da yanıtlıyor.
‘’İz sürmeye‘’ devam edeceğim…
Yaşar Kemal diyor ki: Kadim çağlardan bu yana , taa mağaralardan beri, bu iki görkemli sanat birbirini tamamlamıştır.Homeros’un İlyada’sı Odyseia’sı çağlar boyunca resimlere heykellere kaynaklık etmiştir ( Binbir Çiçekli Bahçe).
Not: ‘Hocaların Hocası’’ ve hocam Prof.Dr. Gülten Kazgan’ı (doğ.1927)
kaybettik…
Not:Rusya, savaş karşıtı YABLOKA Partisi’ne 18 Eylül’deki genel seçimlere katılması konusunda ‘’yasaklama’’ getirdi.
Not: Bergama’lı son parşömen ustası İsmail Araç için hange.org’daki imza kampanyası ilgi topladı, kampanya sürüyor.
Not: Mardin Kırklar Kilisesi’nin 41 yıllık papazı Gabriel Akyüz için Kadim Kelâmın Taze Gölgesinde adıyla anıtsal bir sergileme açıldı.


