25.06.2026
Aslında “işi gücü fındığa hizmet etmek değil de, fındığı kullanarak kendinden söz ettirmek” olanların basında yer alma güdülerini pek kaale almamak gerek!
Hatta bu gibilerin böylesi güdülerden kurtulmalarını sağlamak için de kendilerine yardımcı olmak lazım. Bunun yöntemlerinden biri de, bunların her söylediklerine sayfalarda, ekranlar da yer vermemektir. İnanın meslektaşlarım birkaç ay bu yöntemi uygulasalar, onlarda yalan yanlış teşhislerden ve boş lâf eylemekten vazgeçerler.
Benim de bunları hiç yazmamam lazım!
Ama zaman zaman öyle lâflar eyliyorlar ki, “Gel de yazma” bakayım!
Hem de, rakamları bile dikkate almayıp, gerçekleri göz ardı edecek kadar öyle şeyler zikrediyorlar ki, sormayın gitsin!
İşte son günlerdekilerden iki tanesi...
*
Birincisi; “Türk fındığının rakibi yok.” diye verilen demeç…
Rakip “Yok” ise, bundan çeyrek asır önce ürettiği fındığın yüzde 80-85’ini ihraç eden Türkiye’nin payı neden şimdilerde yüzde 70’lerin altına düştü?
Aradaki farkı birileri, başka ülke üreticileri karşılamadı mı?
Ya da, firmalar çikolata da fındık kullanmaktan mı vazgeçtiler? Aksine arttırdılar.
Ya da, fındıklı çikolata tüketen dünya vatandaşlarının sayısı mı azaldı? Tersine çikolata tüketimi de artıyor.
*
İkincisi, “Üreticinin serbest piyasaya güveni kalmadı.” demeci…
Aslında önce, “Size güveni kalmadı” diyerek başlamak gerekiyor ama bunu söyleyenlere önce “Niye kalmadı?” diye sormak daha doğrusu!
Ortada bir güvensizlik var ise direkt veya dolaylı olarak hiç aynaya baktılar mı?
Ya da hiç kendilerini sıygaya çektiler mi?
Çekerler mi? Çekmezler!
Çünkü üreticiyi serbest piyasa koşullarında koruyacak, güçlü kılacak örgütlenmeleri sağlama yerine, bunları yapması gerekenler sadece fiyattan ve rekolteden dem vurup durdular!
Çok şeyleri değil, her şeyi bildikleri için her konuda, herkese cevap yetiştirmekle meşgul oldular!
Yetmedi, “Satın-satmayın” ikileminde ekonominin kurallarını bir kenara koyup, hiçe sayarak üreticiyi beklettiler, zora soktular, yanılttılar.
Dahası zarar ettirdiler.
Hem de tüm yarattıkları olumsuz tablo rakamlarla da ortada iken!
Ama daha önce hatırlattık ya!
“Dün 400’e çıkacak” dediği fındığa yarın için, “300’den aşağı olmaz” diyerek fiyat isteyenler, rakamların büyüklüğünü tersinden bilmelerini!
Yani, “300’ü, 400’den büyük saymalarını!”
Ezcümle, 2025 ürününü 400’e vermeye şartlandırdıkları üreticiye, önümüzdeki 2026 ürünü fındık için 300 lira talep etmelerini…
Sanırım bunlar, rakamların değerini ve toplama-çıkarmayı bilmiyor olsalar gerek!
O zaman “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır”ı hatırlatıp, ardına da çoğu zaman “Söz gümüş ise sükut altındır”ı da ekleyerek, “Bin düşünüp, bir konuşmak hepsinden evladır” diyelim mi?



