30.08.2025

Yazar, siyasetçi ve hekim… Dr. Ercan Kesal’dan söz ediyorum.
Büyük bir organizasyon ürünü ve 109 yayınevinin stand açtığı 7.Edremit Kitap Fuarı’nın konuşmacısıydı.
Yaşama ters köşe yaptırarak ‘’Bu kahrolası kötü yaşamda umudu yeşertmeye ne dersiniz?’’dedi.
‘’Dar Zamanlar’’ da umudu yeşertmenin zorluğunu bilen biri Kesal.
Sahneye çıkardığı ‘’sürpriz konuk’’ o yüzden umudun belgesiydi.
250’ye yakın filmde oynayan, Yeşilçam karakter filmlerinin unutulmaz sanatçısı, 17 Ağustos 1932 doğumlu, Ahmet Mekin 93 yaşıyla, dimdik, ‘’Aydınlık bir Gelecek İnancıyla ‘’seyircisini selamladı.
‘’Onurlu geçmişim değil, gelecek düşlerim beni ayakta tutuyor ‘’ der gibiydi…
Mekin, sahneye çıkacağını biliyormuşcasına -programda öngörülmemişti- tiril tiril, fluarlı yeni sarı gömleğiyle, 17 bin lira emeklilik parası alarak yaşadığı Erdek’den, 3 saatlik yoldan kalkıp gelmişti.
Tiyatro sanatçısı Nazan Kesal ‘’Hiç bir şeye boyun eğmedim, ve benden 1967’de kurtuldular’’ sözleriyle, çığırarak andığı Füruğ Ferruhzad’ın(1935-1967) kısacık, ama hep sorgulayan yaşamını sahnede bizimle yaşadı / bizimle yaşattı.
Bizleri adeta oturduğumuz sıralara mıhlayarak yansıttığı Yaralarım Aşktandır adlı oyununda, İran toprağında yetişen şair Füruğ’u ‘’O bu dünyaya şiir yazmaya gelmişti’’ sözleriyle takdim etti.
Dili şiirdi onun…
Oysa, mollalar, yaşamın düşmanları ‘’Kendilerine cennet, bize cehennem olmak isterler’’.
Parıldayan yıldızların gökyüzünde geceboyu dansı gibi, Nazan Kesal’da tek bir başına, oradan buraya, sahnenin dört bir yanında koşuşarak, epik tiyatro raconuyla oyunu donduruyor, yaptığı eylemin ‘’oyun‘’ değil, ‘’sorgulama’’ olduğunu anımsatırcasına, bize dönüyor ve soruyordu:
-İyi gidiyor mu? Anlatmaya devam edeyim mi?
Seyirciden ‘’İyi gidiyor, devam et…’’ ‘’helâlliğini aldıktan‘’ sonra, yine biz seyircinin yüzüne bakarak, ‘’Evet, şiirimden korkuyorlardı ‘’ sözleriyle, bir başkaldıran kadının sesinden, tüm kadınların sözcüsü oluveriyordu.
Yaşamın şiirleştirildiği, yobazlığın sorgulandığı, siyasetin anlamlandırıldığı bu 85 dakikalık soluksuz sorgulamada Nazan Kesal yine duruyor: ‘’Oldu mu burası?’’diye soruyor. Biz seyirciden ‘’Oldu! Oldu!’’ seslerini alınca ‘’kadın’’ı yaşamın eksenine ‘’hakkıyla ‘’ ve bizim ‘’rızamızla’’yerleştiriyordu.
İran’ın güçlü sesi Ferruhzad’ın mesajı açıktı:
-Kadınların dili de bir, kalbi de bir (ve) ondandır ki tüm yaralarım aşktandı…
Nazan Kesal oyunun sonunda ‘’Füruğ, Farsça’da ışık demektir, o ışık üstünüzden hiç eksik olmasın‘’ sözleriyle selamlarken, sanatın salt ‘’büyüleyici’’ değil, ‘’dönüştürücü’’ gücünü bize anlatmış olmuyor muydu?
Türkiye’nin her yıl yaklaşık 100 noktasında ‘’kitap fuar veya kitap şenliği’’ düzenleniyor.
Kitap bir ‘’umut’’, fuarlar ise bu ‘’umudun arena’’ları…
Bu uzantıda Kenan Kocatürk’ün başkanı olduğu Türkiye Yayıncılar Birliği ‘’Yazılı Kültürü Koruma Kanunu‘’ tasarısını kaleme aldı. İki yıldır bu tasarının benimsenmesi için ‘’ikna turları’’ atıyor.
TÜYAP Uluslararası Kitap Fuarı ise bir öncü…
Bu yıl, 13-21 Aralık tarihleri arasında 42. kez kapılarını açacak ve bizler ‘’Onur Yazarı’’olan Murathan Mungan’ı alkışlayacağız. TÜYAP kurucusu Bülent Ünal’’a, bu oluşumun perde arkası Ferda Tuncer’e ve ‘’Onur Konuğu’’ nun öyküsünü yıllar yılı özenle kaleme alan Ekonomi-KİTAP editörü, yazar Faruk Şüyün’a ‘’sağolun’’ diyorum.
Kitap ‘’umut’’, çünkü yazı ‘’yaşamı değiştirmeye‘’ yarıyor.
Yaşar Kemal ustamız diyor ki:Günümüze bakalım, atomun,ölümün yanında mıyız, barışın, kardeşliğin, yaşama sevincinin yanında mı? Karanlığın mı, aydınlığın mı? Sevginin mi, düşmanlığın mı?