24.01.2026
Günümüzde ‘’İmece Kültürü’’ ne denli geçerli?
Edremit Belediyesi’nin ev sahipliğinde, yazar Sebahattin Ali’nin çocukluk yıllarını geçirdiği tarihi Bayramyeri semtinde ‘’Zeytinyağı Prensesi’’ Selin Ertür’ün yaşattığı 38 m’lik bacasıyla Kuzey Ege’de bir tek olan, 127 yaşındaki aile yadiğârı Selatin Zeytinyağı Fabrikası’nın meydan alanında ‘’Edremit Hasat Sonu Meci Şenliği’’ni izlerken, bu soruyu, imece kültürünün günümüzde geçerliliğini kendime sordum.
Meci, diğer kullanımıyla ’’imece’’, Anadolu topraklarının dayanışma eylemine verdiği ad. Tanımı, ‘’herkesin ihtiyacını kolektif bir anlayışla ortak bir çalışma yürüterek karşılaması’’.
Gönüllülük esas…
Kuzey Ege’de olduğu gibi Anadolu’nun bir çok yerinde yaşıyor. Karadeniz’de, Fındıklı Belediyesi’nin bir Meci Deklarasyonu bile var. Özetiyle, ‘’dünü bilip,bugünü okuyup, yarını örgütleyebilmektir’’ deniyor. 2023’de Fındıklı Meci Şenliği’ne katılan yazar Zeynep Oral eylemi canevinden tanımlamış: Farklı bir dünyanın mümkün olduğunu göstermek…
İmece, karşılıksız ve toplum yararına iş yapmakla eşdeğer.
3.yılını yaşayacağımız Antakya Depremi’nde toplum ‘’imece’’ sınavı verdi. Yurdun dört bir yanından, kesintisiz, öbek / öbek yardımlar taşındı, aş evleri kuruldu.
İmece, Köktürk metinlerinde ‘’emgek’’ olarak geçiyor. Sonradan evrilmiş, ‘’ammece’’ ve ‘’ emece’’ye dönüşmüş.
Günümüzde İhtiyaç Haritası ve Askıda Uygulaması imecenin güzel örnekleri.
Cambridge Üniversitesi eğitmeni Dr.Özge Öner’in herkese okumak için önereceğim Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını / Türkiye’nin İktisadi ve Siyasi Ahvali ‘nde (Doğan Kitap yayını) ‘’müştereklik’’ olarak tanımladığı ‘’imece’’ konusuna anlamlı ölçekte yer veriyor. Bu tanımlamasında Nobel İktisat Ödülü’nün 2009’da ‘’ilk’’ kadın sahibi olan Profesör Elinor Ostrom’u(1933-2012) anıyor.
Profesör Ostrom kendisini ‘’politik iktisatçı’’ olarak tanımlardı. Derdi, ortak kaynakların nasıl sürdürülebilir şekilde yönetileceğiydi. Bu içine siyasetin de girdiği ‘’ortak alanların kullanımı’’konusu.
Müştereklerin Yönetimi § Kolektif Kurumlarının Yönetimi başlıklı eseri ( İzmir Ekonomi Üniversitesi 2024 yayını) onun bir ömür kafa yorduğu konuyu araştırır.
Ostrom, deneyselciydi ve hep sahayı gözledi. Ormanları / otlakları / meraları büyütecinin altına aldı, bu alanlarda müşterek (ortak) yönetiminin olanaklarını araştırdı. Yanıtı ‘’müştereklik mümkündür ’’ oldu. Bu ‘’ortak malların trajedisi’’nin ‘’olmaz’’ diyen tezine karşı bir bilimsel şaplaktı.
Evet, ‘’talan’’ doğal bir eylem değildi, olamazdı, olmamalıydı.
Müştereklik,kanımca imecenin bir adım ötesi.
İşin güvencesi, yerel aktörler.
Ostrom’un bu tanımlamaları bize demokrasinin yeni anlamı üstüne düşünme fırsatını tanıyor.
Zira Nobel ödüllü Ostrom, müşterekliğin ‘’karşılıklı güven‘’ den geçtiğini vurgular. Bu güvenin oluşumunun iksirini ‘’ortak fayda’’ da bulur. Bu bir anlamda ‘’çıkar’’ ve ‘’ ceza’’ olmadan, ‘’ortak malın nasıl yaşatılacağı’’ konusunun da cevabıdır.
Bu sorun alanını Nobel’li Ostrom’un yaptığı gibi salt doğal kaynaklarla sınırlı tutabilirsiniz. Ya da siyasetin alet kutusuna katıp, yeni bir ‘’ingiliz anahtar’’ına dönüştürebilirsiniz.
Dr. Öner ikinci yolu seçiyor ve diyor ki:
-(Lider) hapsolduğumuz binanın içinden bizi çıkaracak olan, binanın da ait olduğu dünyaya dair ve binayı da kapsayan bir söylem kurabilme becerisidir. Türkiye’de bu söylem ‘’müştereklik’’ üzerinde inşa olmalıdır.
Evet, demokrasinin yapılanmasında ‘’müştereklerimizi‘’ yansıtan bir bildirge, bir çıkış soluğu olabilir, eminim.
951 yıl önce, 1074’de, Kâşgarlı Mahmud’un Divânu Lugâti’t- Türk’de ‘’imece’’sözüne yer vermesi, müşterekliğin yaşatılması adına size / bana / herkese bir şeycikler söylemiyor mu?
Zira imece, birlikte düşünüp, birlikte çözüm üretmek…
Cevabını aradığımız ‘’soru’’ da bu değil mi?
Yaşar Kemal yol göstericimiz diyor ki: İnsanlar sıkıştıklarında ölümün acılarını yüreklerinde duyduklarında bir mit dünyası yaratıp ona sığınırlar…


