16.01.2026
Birleşik Krallık’ın en büyük ithalat ortakları listesinde Türkiye 14. sırada. Bu kötü bir tablo değil ama Türkiye’nin potansiyelinin çok altında.
Çünkü bu listede Türkiye’nin önünde olan birçok ülke Türkiye’den daha pahalı, daha yavaş teslimat yapıyor ve daha sınırlı üretim kapasitesine sahip. Yani mesele “üretim gücü” değil, konumlanma ve sistem meselesi.
Peki Türkiye bu listede neden hala ilk 10’da değil?

Katma değer sorunu
Türkiye hala çok fazla ham maddeye yakın, düşük/orta teknolojili ve fiyat rekabetine dayalı ihracat yapıyor. Birleşik Krallık ise ürün değil çözüm satın alıyor. Markalı, sertifikalı, servis ve sürdürülebilirlik entegreli ürünleri tercih ediyor.
Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı “ürün”den “çözüm paketine” evrilmeli.
UK pazarı özelinde marka ve temsil eksikliği
Birçok Türk firması İngiltere’de ofis açmıyor, yerel depo, servis, temsil kurmuyor, “Uzaktan satış” ile sınırlı kalıyor.
İngiliz firmaları için bu “Riskli tedarikçi” anlamına gelir.
Türkiye’nin İngiltere’de yerel varlık göstermesi, tablodaki sıralamayı doğrudan etkiler.
Sertifikasyon s sürdürülebilirlik boşluğu
UK pazarı içi artık karbon ayak izi, tedarik zinciri şeffaflığı, ESG raporu, dijital izlenebilirlik konuları çok önemli. Türkiye burada hala zayıf.
Bu başlık sadece satış değil, listeye girme meselesidir.
Veri ve pazar istihbaratı boşluğu
Birleşik Krallık’a ihracatta üst sıralardaki ülkeler sadece ürün değil pazar verisi ve istihbaratıyla çalışır. Türkiye UK pazarında hangi ürünün nerede büyüdüğünü, hangi segmentin hızlandığını, hangi kanalın kapandığını ülke ölçeğinde yöneten bir istihbarat katmanı oluşturmuyor. Bu yüzden Türkiye fırsatları yakalıyor ama trendleri yönlendiremiyor.
İlk 10 için mesele üretim değil, pazar zekasıdır. Türkiye bu listede yanlış oynadığı için 14. sırada.
Doğru hamlelerle ilk 10 değil, ilk 7 gerçekçi bir hedeftir. Bu tablo doğru kurgu yapılırsa bir fırsat penceresidir.


