4.08.2026
Her ülkenin iş yapma biçimi farklı. Bu farklılık sadece hukuk sisteminde, vergi oranlarında ve şirket kuruluş süreçlerinde değil. Asıl fark karar alma biçiminde.
On yıldır İngiltere'de iş yapan biri olarak bana en çok "İngilizlerle iş yapmanın en zor yanı nedir?" diye soruyorlar. Ben soruyu beklenenden biraz farklı cevaplıyorum.
En zor yanı, onların sizden farklı düşünmesidir.
Türkiye'de birçok işletme sahibi için iyi bir patron hızlı karar veren, her konuya hakim olan ve şirketin merkezinde duran kişidir. İngiltere'de ise iyi bir patron şirketin merkezinden
çekilebilen kişidir. Çünkü sistemin insanlar üzerine değil süreçler üzerine kurulması beklenir.
Bir toplantıda herkes patronun fikrini bekliyorsa, bu güçlü liderlik yerine zayıf
organizasyon olarak görülebilir. Bir müşterinin sorununun çözümünü sadece patron biliyorsa bu başarı yerine kurumsal risk olarak değerlendirilir.
İngiliz iş dünyasında patronun değeri şirketin onun yokluğunda da sorunsuz çalışabilmesiyle ortaya çıkar.
Bir başka dikkat çekici fark ise zaman anlayışıdır. Türkiye'de birçok yönetici günü sorun çözerek geçirir. İngiltere'de ise iyi yöneticiler sorun çıkmayacak sistemler kurmaya
çalışır. Çünkü sürekli kriz çözmek yöneticilik başarısı olarak görülmez. Sistem eksikliğinin sonucu olarak görülür.
Elbette her İngiliz şirketi mükemmel değil. Her Türk şirketi de aynı şekilde yönetilmez. Ancak iki farklı yaklaşım arasındaki temel ayrım dikkat çekici. Biri insanlara güvenerek sistemi kurar, diğeri sistemi kurarak insanlara güvenmeyi kolaylaştırır.
Küresel pazarda büyümek isteyen şirketler için rekabet yönetim anlayışında da yaşanıyor. Müşteriler sadece ürününüze değil şirketinizin siz olmadan da aynı güveni verip veremeyeceğine bakıyor.


